İYİ HİSSET - BESLENME

Yaşlanma sürecinde beslenme

Öncelikle bir gerçeği kabullenelim; hepimiz yaşlanıyoruz. Ancak bu süreci nasıl yaşadığımız tamamen bizim elimizde! Özellikle beslenme, yaşlanma sürecimizi büyük ölçüde etkileyen ana faktörlerden biri. Bu hafta, yaşlanma sürecinde beslenme alışkanlıklarımızı nasıl optimize edebileceğimizi ele alıyoruz

profil
Esra Akar
16.09.2023
Yaşlanma sürecinde beslenme

Yaşlanma, hayatın doğal bir parçasıdır ve bunu kabullenmek gerekir. Ancak beslenme alışkanlıklarınıza dikkat ederek, bu süreci daha sağlıklı, enerjik ve keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz. Unutmayın, sizin elinizde olan tek şey zamanı geri almak değil, onunla nasıl başa çıktığınızdır. Bu nedenle, her yaşta sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

Birçoğumuz gençlik yıllarında, ‘Ben yaşlandığım zaman da böyle enerjik olacağım!’ demiştir. Ama gelin görün ki, zamanla vücudumuzun ihtiyaçları değişiyor. 20’li yaşlarda bir pizza dilimi (ya da belki birkaç dilim) sonrası kendinizi enerjik hissedebilirken, 60 yaşında aynı şeyi yemek size enerji yerine halsizlik getirebilir. İşte bu yüzden, yaşlandıkça beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmek önemlidir.

Yaşlandıkça, vücudumuzun enerjiye olan ihtiyacı azalır. Bu, metabolizma hızımızın yavaşlamasıyla ilişkilidir.

Kas kütlemizin azalmasının yanı sıra, kemik yoğunluğumuzda da düşüşler görebiliriz. Bunun anlamı, yaşlandıkça protein ve kalsiyuma daha fazla ihtiyaç duymamızdır.


Protein zengini beslenme: Yaş ilerledikçe kas kaybı riskimiz artar. Ancak yeterli protein alarak bu riski azaltabiliriz. Haftada en az 2-3 kez balık tüketimi, yağsız etler, kuru baklagiller ve süt ürünleri diyetinize eklenebilir.

Kalsiyum ve D Vitamini: Kemik sağlığı için kalsiyum ve D vitamini kritik öneme sahiptir. Yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve tohumlar tüketmelisiniz. Ayrıca günlük 10-15 dakika güneş ışığına maruz kalmak, D vitamini üretimi için oldukça faydalıdır.

Omega-3 yağ asitleri: Beyin sağlığını korumak ve inflamasyonu azaltmak için Omega-3 yağ asitlerine ihtiyaç duyarız. Somon, ceviz, chia tohumu gibi omega-3 zengini gıdaları tercih edebilirsiniz.

Lifli gıdalar: Sindirim sisteminin düzenli çalışması ve kan şekerinin dengede tutulması için lifli gıdalara ihtiyaç duyarız. Tam tahıllar, brokoli, avokado ve kuru meyveler tüketebilirsiniz.


Renkli beslenin: Antienflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip sebzeler ve meyvelerle tabağınızı renklendirin. Özellikle kırmızı biber, havuç, ıspanak ve mavi yemişler bu kategoride ön plana çıkar.

Kemik suyu: Kemik sağlığı için oldukça faydalıdır. Haftada bir kez kemik suyu tüketimi ile hem lezzetli bir içecek elde edersiniz, hem de sağlığınıza katkıda bulunmuş olursunuz.


Önceki ve Sonraki
Haberler
psikolog çift terapisi