EĞLENCE - KÜLTÜR SANAT

29 Ağustos vizyon filmleri

Her cuma olduğu gibi bu cuma da birbirinden farklı türde yerli ve yabancı filmler vizyona giriyor. Komediden bilim kurguya, dramdan animasyona, gerilimden korkuya önemli yapımların vizyonda olacağı bu hafta, sinemaseverler farklı dünyaların kapılarını aralayacak  

profil
BT Ekip
29.08.2025
29 Ağustos vizyon filmleri

Darren Aronofsky’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Suçüstü’ (Caught Stealing), sıradan bir barmenin kendisini bir anda mafya hesaplaşmalarının merkezinde bulduğu gerilim dolu bir hikâyeyi anlatıyor. Eski bir beyzbol oyuncusu olan Hank’in, geçmişinden kaçarken daha da büyük bir suç örgütünün ağına düşmesini konu edinen film; karanlık atmosferi, sert aksiyon sahneleri ve noir dokusuyla öne çıkıyor.


Olivia Colman, Benedict Cumberbatch ve Andy Samberg’ın başrollerini paylaştığı ‘Güller’ (The Roses), görünüşte mükemmel bir ilişkiye sahip olan Theo ve Ivey'nin hayatına odaklanıyor. Ivy ve Theo, görünüşte kusursuz bir hayat sürmektedir. Ancak Theo'nun profesyonel kariyeri aniden ciddi bir gerileme yaşarken, Ivy'nin kariyeri beklenmedik bir yükseliş yaşar. İkilinin rolleri değiştiğinde, eski uyumlarının çok da uzun sürmeyeceği hemen anlaşılır. İkili arasında; artan rekabet, bastırılmış ve dolayısıyla çözümlenmemiş gerilimler ve farklı değerlerle karakterize edilen hararetli bir çatışma patlak verir.


Renkli dünyası ve sevimli karakterleriyle animasyon tutkunlarını hedefleyen ‘Büyük Yarış’ (Grand Prix of Europe); dostluk, dayanışma ve hayallerin peşinden koşma temalarını eğlenceli bir hikâyeyle buluşturuyor. Avrupa’nın en büyük pistinde düzenlenen heyecan dolu yarışta birbirinden farklı hayvan karakterler kıyasıya rekabet ederken, gerçek zaferin kazanmak değil birlikte hareket etmek olduğunu keşfederler. Yüksek temposu, mizahi diyalogları ve görsel açıdan zengin animasyonuyla film, çocuklar ve aileler için keyifli bir sinema deneyimi sunuyor.


Premium Format Festivali kapsamında 4DX salonlarda tekrar gösterime girecek, Christopher Nolan’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘Kara Şövalye’ (The Dark Knight), modern süper kahraman sinemasının zirvesi olarak kabul ediliyor. Christian Bale’in Batman, Heath Ledger’ın ise ikonik Joker performansıyla hafızalara kazındığı film, Gotham’ın suçla boğuşan karanlık atmosferinde adalet ve kaos arasındaki çatışmayı beyazperdeye taşıyor. Epik aksiyonu ve felsefi derinliğiyle türünün en önemli yapımlarından biri olarak yeniden vizyona giriyor.


Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni konu alan ‘Büyük Zafer’, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan bu tarihi anları beyazperdeye taşıyor. Filmde yıllarını cephelerde geçiren Çetmili Kara Ali Çavuş’un, aynı safta savaştığı oğlu Mehmet’le savaşın gölgesinde yaşadığı çarpıcı karşılaşma, destanın insani boyutunu izleyiciyle buluşturuyor. “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle doruğa ulaşan bu büyük mücadele, bir milletin kaderini değiştiren kararlılığı sinemaya aktarıyor.


Japon yönetmen Genki Kawamura’nın imzasını taşıyan ‘Çıkış 8’ (The Exit 8), psikolojik gerilim türünün en yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, her gün aynı yeraltı otoparkını kullanan bir adamın, ‘Çıkış 8’ tabelasının ardında açıklanamaz olaylara tanık olmasıyla başlıyor. Film; paranoya, kayboluş ve bilinmezlik temaları üzerine kurulu hikâyesiyle izleyiciyi tedirgin bir atmosfere davet ediyor.


Ahmed El Gendy’nin yönettiği, başrollerinde Amir Karara ve Hana El Zahed’in yer aldığı aksiyon-komedi filmi ‘Usta’ (Elshater), ünlü yıldızlar için tehlikeli sahneleri üstlenen profesyonel bir dublörün başından geçenleri anlatıyor. Setten sete koşarken hem fiziki risklerle hem de beklenmedik belalarla baş etmek zorunda kalan kahramanımız, bir dizi aksiyon dolu yanlış anlaşılma ve kovalamacanın içine sürükleniyor.


Yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak’ın yaptığı ‘Aşk Tesadüfleri Sever’; çocuklukları ve gençliklerinde yolları Ankara’da kesişen ve 2010 yılında İstanbul’da tekrar karşılaşan Özgür ve Deniz’in kendilerini engellerle dolu bir aşk macerası içinde buldukları hayatlarına odaklanıyor... Hem geriye dönüşlerle ikilinin geçmiş hayatlarını izlerken, hem de bir yandan Türkiye’nin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarında gezerek, dönemin unutulmaya yüz tutmuş popüler kültür ögeleri, müzikleri, yaşam biçimleri filmin nostaljik yönünü tamamlıyor.


Metin, sevdiği kadını, Duygu’yu kaybettikten sonra uzun süreli bir yas dönemine girer. ‘İncir Reçeli’ filmini çekmiştir ama hayata karşı hiçbir arzusu kalmamıştır. Barda akşamları programa çıkan ve kendi şarkılarını söyleyen Metin’in yolu beklenmedik bir anda Gizem’le kesişir. Çaldığı barda barmen olarak işe başlayan Gizem, Metin’in duvarlarını aşabilecek midir? İkisi de geçmişinde benzer şeyler yaşamış bu iki insan arasında yeni bir hikaye mümkün müdür? 2011 yılında vizyona giren ilk ‘İncir Reçeli’ filmi seyirciden yoğun ilgi görmüştü. Filmin başrolünde yine müzisyen ve oyuncu Halil Sezai Paracıkoğlu yer alırken, kadroda kendisine bu sefer Şafak Pekdemir eşlik ediyor. Yönetmenliğini ve senaristliğini yine Aytaç Ağırlar’ın üstlendiği filmin yapımcısı ise BKM.


‘Jaws’, bir sahil kasabasına tehdit oluşturan beyaz köpekbalığını avlamaya çalışan bir ekibin hikayesini anlatıyor. Küçük bir tatil beldesi olan Amity Adası obur, beyaz bir köpekbalığı tarafından ziyaret edilmeye başlanır. Yaşanan birkaç ölüme rağmen belediye başkanının kârı ve turizmi önde tutan tavrı nedeniyle olay fazlaca su yüzüne çıkarılmaz. İlgililer, konuyu gizlemeye çalışıp konu hakkında konuşmaktan geri kalırlar. Plajın kapatılması başkan tarafından yasaklanır. Bir gün bir çocuk ölümü gerçekleştiğinde ise artık kamu bu köpekbalığını aramak ve bulmak için hazır kıta olacaktır. Steven Spielberg’in döneminin ‘eğlence’ sineması açısından en değerli yapıtlarından biri olarak kabul edilen filmi, üzerinden geçen zamanla doğru orantılı olarak bir klasiğe ve külte dönüşmüştü.


İstanbul’un işgal altında olduğu karanlık yıllarda, yedi düvelin Osmanlı’ya karşı bayrak açtığı Kurtuluş Savaşı’nın farklı cephelerinde geçen, ayrı konumlarda bulunmuş iki insanın hayatının anlatıldığı bu yapımda tarihi karakterler başroldeler: Biri, İstanbul Boğazı’na demirlemiş düşman ordularını görünce “Geldikleri gibi giderler” diyen büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, diğeri ise evli sevgilisini kaçırıp Viyana’ya gitme planları yapan, donanmadan terhis edilmiş Yandım Ali’dir. Bu iki farklı insanın yolları bir gün kesiştiğinde, Yandım Ali için hayat, planladığından çok daha farklı bir yönde akmaya başlayacaktır. Artık memleketin kurtuluşundan ümidi kesmiş bir külhanbeyi değil, bu kurtuluş için mücadele eden bir savaşçı halini almıştır.

Önceki ve Sonraki
Haberler