EN ÇOK
OKUNAN
YAŞAM - SEYAHAT

Kaz Dağları seyahat rehberi

Dört mevsim gidilebilecek bir rota olan Kaz Dağları'nı yazın deniz, baharda ve sonbaharda doğa, kışın da kar ve termal için değerlendirebilir, her mevsim Kaz Dağları'nın keyfini çıkarabilirsiniz. Gezgin çift Yolda bi Blog Kaz Dağları'na özel bir seyahat rehberi hazırladı.

profil
BT Ekip
13.08.2021
Kaz Dağları seyahat rehberi

Kazdağları Biga Yarımadası’nda Balıkesir ile Çanakkale arasında yer alan bölge olarak geçiyor. Milli Park dışında kalan bölgelerinin çoğu Edremit ve Ayvacık'a bağlı. İstanbul'dan arabayla gelmeyi planlayanlar için yolun ortalama 4,5 saat, İzmir'den de 3 saat sürdüğünü söyleyebiliriz.


Kazdağları Milli Parkı ülkemizin en zengin ekolojik alanlarından birisi. Türlü türlü bitkiler, şelaleler, göller ve kanyonlar bu milli parkın içerisinde. Zaten bu çeşitliliği sebebiyle 1993 yılında Milli Park ilan edilmiş. Fakat Kazdağları Milli Park'ı sadece rehberle gezebiliyorsunuz. Bunun için Zeytinli'deki Kazdağları Tanıtım Ofisi'ne gitmeniz ve bir rehberle anlaşmanız gerekiyor. Rehberle anlaştıktan sonra milli parkı ister yürüyerek ister jeep safari turu eşliğinde keşfedebilirsiniz. 
 


Kazdağları deyince ilk akla gelen yerlerden birisi Hasan Boğuldu. Hasanboğuldu'nun aslında hüzünlü bir hikayesi var. Emine dağda yani obada yaşayan bir köylü kızı. Hasan ise ovada, yani köyde yaşıyor. Emine ile birbirlerine aşık oluyorlar fakat Emine'nin ailesi Hasan'ı kabul etmiyor ve Emine'yle evlenmek için bir sınav vermesi gerektiğini söylüyor. Sınav ise 60 kiloluk bir tuz çuvalını obaya çıkartmak. Bu sınav sırasında Hasan dayanamayıp nehre düşüp boğuluyor. Emine de buna dayanamayıp kendini Hasan'ın gömleğinden bir parça ile ağaca asıyor. İşte Hasanboğuldu Göleti'nin yanındaki bu ağacın adı da ondan sonra Emine'nin Çınarı olarak geçiyor. 
 

Hasanboğuldu göletinin çevresi bir mesire yeri. Gölet oldukça temiz olmasına rağmen yüzmek yasak çünkü kayalıklar sebebiyle oldukça tehlikeli. Mesire yeri olduğu için etrafta alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar var, evden de getirebiliyorsunuz. Mangal için ise istasyonlar kullanılıyor.  Hasanboğuldu'nun güzelliğine diyecek yok, ah bir de doğaya biraz daha saygılı davransak ve arkamızda çöp bırakmasak ne güzel olur!


Hasanboğuldu'ya gelmişken Sütuven Şelalesi'ni görmeden olmaz. Burası Hasanboğuldu'ya giderken karşınıza çıkan, gümbür gümbür akan ve Hasanboğuldu'ya dökülen mükemmel bir şelale... Sabah erken saatlerde izlemesi çok keyifli, fakat aman diyelim yüzmek yasak!


Mıhlı Çayı'nın eteklerindeki Mıhlı Şelalesi Kazdağları'nın en güzel mesire alanlarından. Arabayla rahat bir şekilde gelinebiliyor olsa da öğlen saatlerinden itibaren çok kalabalıklaşıyor, o yüzden erken saatlerde gelmekte fayda var. Buraya kadar gelmişken Başdeğirmen Köprüsü'nü görmeyi ve önünde fotoğraf çektirmeyi unutmayın! :)
 


'Şahinderesi Kanyonu Kazdağları rotasında en sevdiğimiz yer oldu' diyebiliriz. Burasını diğer piknik alanlarından ayıran şey kanyonda yapacağınız yürüyüş sonrası ulaşacağınız şelalede yüzebilmek, hem de dona dona ama doğanın güzelliğine hayran olarak... 
 

Şelaleye gitmek için Şahinderesi Kanyonu'na piknik alanından girip aracı park alanına park edip suyun yarı içinden yarı dışından ilerlemeye başlıyorsunuz. Burada yanınızda deniz ayakkabısı ya da sağlam bir su terliği olması önemli çünkü yerler hem kaygan hem de bazı yerleri keskin. Suda yaklaşık yarım saat ilerledikten sonra havuz kısmına varıyorsunuz. Biz gittiğimizde hiç kimse yoktu ve 2 saat boyunca keyfini çıkarabildik. Gelirken su getirmeyi ve çöplerinizi dönerken yanınıza almayı lütfen unutmayın.


Kazdağlarına gelmişken Kazdağları'nın muhteşem köylerini görmeden olmaz. Köylerin çoğu birbirine yakın ve 3-4 saatte gezilecek kadar ufak. Ayrıca eğer köylerdeki otellerde yer bulabilirseniz Kazdağları rotanız için çok güzel bir konaklama noktası olabilir.


Gezdiğimiz köyler arasında en çok sevdiğimiz yer burası oldu. Köye gelince gözünüze ilk çarpan köyün Rum tipi taş evleri olacak. Bunun sebebi de köyde Türklerle Rumların çok uzun yıllar bir arada yaşamış olması. Köyün insanı çok tatlı. Sokakları fotoğraflık... Ve aynı zamanda köyde her köşede inanılmaz dondurmalar yapan dükkanlar var. Güllü dondurmadan hurmalı dondurmaya, nanelisine, otlusuna daha önce görmediğimiz kadar dondurma çeşidini burada gördük diyebiliriz.


Adatepe Köyü'nün hikayesi şöyle; Eskiden bir Rum köyüyken 60'lı yıllarda terk ediliyor ve uzun bir süre atıl kalıyor. Daha sonra bir grup aydın buraya komün halinde gelip yerleşince köy tekrar canlanıyor ve kalkınmaya başlıyor. Zamanla da eski neşeli günlerine kavuşuyor. Adatepe Köyü'ne gelirseniz Taş Mektep'i gezmeyi, hemen yakınlarındaki Zeus Altarı'na çıkmayı ve Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ni ziyaret etmeyi unutmayın!
 


Tuncel Kurtiz'in Kaz Dağları sevgisini belki duymuşsunuzdur. Hayatının son yıllarını burada geçirdiğini, ve hatta mezarının bile Çamlıbel Köyü'nde olduğunu da... Çamlıbel Köyü bu yüzden bizim için ayrı bir yere sahip. Çamlıbel'de çok güzel kahve molası verebileceğiniz yerler ve zeytin alabileceğiniz yerel dükkanlar var. Kısıtlı zamanınız olsa bile Çamlıbel'e 1 saat ayırarak hem köyün sokaklarını gezebilir hem de Tuncel Kurtiz'in mezarını ziyaret edebilirsiniz. Kaz Dağları bölgesini keşfetmek için daha fazla zamanı olanlar rotaya Asos Behramkale, Akçay, ve Küçükkuyu Sahili'ni ekleyebilir. Kaz Dağları'nda herkese şimdiden güzel keşifler! 

Bonus: Datça seyahat rehberi


Önceki ve Sonraki
Haberler