EN ÇOK
OKUNAN
İYİ HİSSET - SAĞLIK

Mutluluk getiren 15 alışkanlık

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan Dünya Mutluluk Araştırmasında Türkiye 153 ülke arasında 93’ncü sırada yer alıyor. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tayfun Doğan, mutluluğu artırabilmek ve psikolojik iyi oluş için tavsiyelerde bulundu.

profil
BT Ekip
22.01.2021
Mutluluk getiren 15 alışkanlık

Kişisel olarak geçen yılın muhasebesinin yapılıp, gelecek yıl için planlar oluşturulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Tayfun Doğan, “Kendim için ve çevrem için nasıl fark yaratabilirim diye düşünmemiz gerekir. Psikolojik iyi oluşumuzu ve mutluluğumuzu artırabilmemiz için insan ilişkilerinde daha nazik, yardımsever ve anlayışlı olmamız gerekiyor. Toplum olarak merhamete çok ihtiyacımız var. Şiddet ve saldırganlığı azaltma adına yüzeysel girişimlerden çok uzun vadeli planlar yapmalıyız. Çünkü şiddet ve saldırganlık büyük oranda öğreniliyor. Bu konuda çocuklarımızı eğitmeli ve bu toplumsal şiddet sorununa son vermeliyiz” dedi.


Ülkelerin mutluluk ekonomisine geçtiğine dikkat çeken Doğan, “Gayri safi milli hasıla hesaplandığı gibi, artık gayri safi milli mutluluk da hesaplanıyor. Vatandaşların mutluluğu gelişmişliğin önemli bir göstergesi olarak ele alınıyor. BM’nin yaptığı Dünya Mutluluk Araştırmasına göre 153 ülke arasında 93. sıradayız. Aslında daha iyi yerleri hak ediyoruz” ifadelerini kullandı.


Psikolojik iyi oluşla ruh sağlığı yerinde insanın ifade edilmek istendiğini belirten Doğan, “Ancak ruh sağlığı yerinde insan demek yalnızca psikolojik hastalıkları olmayan insan demek değildir. Psikolojik iyi oluş bundan daha fazlasıdır. Kişinin ruh sağlığı sorunlarının olmaması iyidir ancak yeterli değildir. Psikolojik iyi oluşumuz artıran, psikolojik sağlamlığımızı güçlendiren bazı psikolojik iyi oluş kaynakları var. Bu kaynakların en önemli özellikleri öğrenilebilir ve geliştirilebilir olmalarıdır” dedi. 


Öz saygı, kişinin kendisinden hoşnut olması, kendisini sevmesi, sevilmeye layık görmesi ve yeterli hissetmesi ile ilgili bir kavramdır. Öz-saygı bireyin kendisiyle barışık olması halidir. Olumlu ve olumsuz yönleriyle kendisini kabul eden, insan olarak en az diğer insanlar kadar değerli hisseden birisinin öz-saygısı yüksek olacaktır.


Öz anlayış, bireyin kendisine yönelik olarak merhametli, destekleyici, şefkatli ve anlayışlı olmasını anlatan bir kavramdır. Hepimiz yanlışlar yapabiliriz, başarısız ya da yetersiz olabiliriz. Böyle zamanlarda bazı bireyler kendisine karşı aşırı eleştirel, yargılayıcı ve sert olabilir. Bazı bireyler ise, başkalarına merhametli olduğu gibi kendisine de merhametli ve anlayışlı olabilir.


Umut, tam anlamıyla bir psikolojik iyi oluş kaynağıdır. Sadece çaresizlik durumlarında değil, umut her şey yolunda giderken de bireyi bir şeyler yapma konusunda eyleme geçmeye sevk eden itici bir iç güçtür.


İyimserlik daha çok şimdi ve gelecekle ilgili olumlu düşünme ve iyi beklentiler içerisinde olma halidir. İyimser birey, başına gelen olayları değerlendirirken, geçici, duruma özel ve pek çok faktörden etkilenen bir durum olarak ele alır. İyimserin bakış açısı, “Kötü bir gündü, kötü bir yaşam değil” şeklindedir.


Sosyal destek, psikolojik iyi oluş için en önemli kaynaklardan birisidir. Bireyin iyi ya da kötü zamanlarında onu gerçekten önemseyen birilerini yanında hissetmesidir. Sosyal destek duygusal olabileceği gibi, maddi ya da bilişsel de olabilir. Yeterli sosyal desteği alabilmeniz için de aile ve yakınlarınızla olan ilişkilerinizi düzeltmenin haricinde, derin dostluklar kurmanız gerekiyor. 


Özgecilik, iyilikseverlik ya da yardımseverlik olarak tanımlanabilir. Özgeci davranışlarda bulunma, karşı tarafı mutlu ettiği gibi yardım eden kişiyi de mutlu eder. Hayata anlam katar. Ayrıca iyi ve faydalı bir şey yapmış olmanın verdiği olumlu duygular bireyin öz-saygısını da artırıcı etkilerde bulunur. 


Özgün birey, gerçek benliğini ortaya koyarken, özgün olmayan bireyde yalancı benlik ve yabancılaşma ortaya çıkar. Özgün birey, kendisini diğer insanlara beğendirmek için yapmacık davranışlara girmez, samimidir ve doğaldır. Özgünlük düzeyi düşük birey ise, başkalarının istediği birisi olmuştur. Kendisi için değil, başkaları için yaşamaktadır. 


Beynimiz olumsuz hatıraları ya da olayları hatırlamada oldukça iyidir. Olumlu olayları hatırlama konusunda isteksiz gibidir. Sahip olunan iyi ve güzel şeylere kısa sürede alışır ve duyarsızlaşır. Bundan dolayı da şükran duyma etkinlikleri ile beynimize aslında ne kadar iyi ve güzel şartlara sahip olduğumuzu hatırlatmamız gerekir. 


Sosyal zekası yüksek insanlar, insan sarrafı olarak nitelendirilir. İnsanlarla etkili bir şekilde iletişim kurabilirler. Bu durumda yalnızlık duygularını daha az yaşamalarını sağlar. Tatmin edici, sağlık, derin ilişkiler ağı içerisinde olmak, psikolojik iyi oluş açısından olmazsa olmaz bir durumdur. 


Farkındalık, her ne yapıyorsak o anda ona odaklanmamız anlamına geliyor. Farkındalık, bir nevi yaşama dokunmaktır, yaşadığını hissetmektir. Yemek yerken, yürürken, kahve içerken, bir müziği dinlerken o anları gerçekten yaşamak ve hissetmektir. 


Yaşamda bir anlam ve amaç bulmak, belki de insanın önündeki en zor iştir. Anlamlı bir yaşam psikolojik iyi oluşun en önemli ayaklarından birisidir. Yaşam amaçları ise yaşamın anlamıyla çok yakından ilişkilidir.


Affedicilik konusu da psikolojik iyi oluşu olumlu yönde etkileyen bir kavramdır. Affedicilik, bireyin kendisini inciten kişiye karşı hakkı olan olumsuz duygu ve yargılardan bilinçli olarak, kendi isteğiyle vazgeçmesidir. Affedici olmak kolay değildir, önemli bir erdemdir. Ancak affedici olabilen kişiler bunun olumlu sonuçlarını psikolojik anlamda yaşayacaklardır. 


Azimli olmanın başarıda yerine göre zeka ve yetenekten daha önemli olduğunu ortaya koyan araştırmalar var. Azim kavramı, tutku ve sebat olmak üzere iki bileşenden oluşur. Kişi başladığı bir işte tutkuluysa ve kararlı bir şekilde sonuna kadar gidebiliyorsa başarı ihtimali çok yüksektir. 


Entelektüel bireyler, bilgi ve kültür düzeyi yüksek, meraklı, öğrenme aşkıyla dolu, deneyimlere açık, sıra dışı yaşam becerilerine sahip ve yaratıcı bireylerdir. Okumak, yazmak, sanatsal bir faaliyetle ilgilenmek, seyahat etmek ve daha pek çok zihinsel etkinlik entelektüel faaliyetler arasında sayılabilir. Bunlar da bireyin psikolojik iyi oluşuna olumlu yönde katkılar sağlar. 


Akış kavramı, pozitif psikolojinin kurucularından M. Csikszentmihalyi tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Ona göre akış, bireyin meşgul olduğu işe tam odaklanması, zamanın nasıl aktığını hissetmemesi ve bundan yüksek düzeyde keyif alması olarak nitelendirilmektedir. Bireyin akış yaşayabileceği iş ve eylemleri seçmesi bu duygu durumunu yaşamasını kolaylaştıracaktır. Bu bir bakıma kişinin sevdiği işi yapması, yaptığı işi sevmesi olarak da ifade edilebilir. Bunu sağlayabildiğinde, yaptığı işten keyif alacak ve bu da olumlu duyguları daha sık yaşamasına yardımcı olacaktır.

Bonus: Negatif düşünceyi önlemenin 9 yolu


Önceki ve Sonraki
Haberler