EN ÇOK
OKUNAN
İYİ HİSSET - SAĞLIK

Güzellik takıntısı nasıl aşılır?

“Güzellik” tanımı yapmak zor olsa da, günümüzde büyük gözler, dolgun dudaklar, yüksek elmacık kemikleri olan simetrik bir yüz; pürüzsüz ve sağlıklı görünen bir cilt; ince ve orantılı bir beden genel hatlarıyla “güzel” olarak kabul ediliyor. Ancak güzelliği bir takıntı haline getirmek tüm yaşamınızı olumsuz etkileyebilir. Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu rehber bir yazı hazırladı.

profil
Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu
25.06.2020
Güzellik takıntısı nasıl aşılır?

Güzellik global bir takıntı haline geldi. Sadece 2018 yılında tüm dünyada 10.5 milyondan fazla estetik cerrahi ameliyatı, 12.5 milyondan fazla cerrahi olmayan estetik işlem yapıldı. Bunun yanı sıra büyük çoğunluğumuz kullandığımız güzellik ürünleri ile cildimizi gençleştirmeye, yaşlanmamaya, kusurlarımızı gidermeye çabalıyoruz. Güzellik endüstrisi 532 milyar dolarlık bir pazar ve her yıl hızla büyümeye devam ediyor. Bu pazarın en büyük müşterisi kadınlar: estetik cerrahi ve işlemleri yaptıranların %87.4’ü kadın...


Güzellik kişilerarası ilişkiler, istihdam olanakları, finansal gelir düzeyi gibi yaşamın önemli yönlerini olumlu etkiliyor. Araştırmalar, güzel olan kadın ve erkeklerin ilk bakışta daha dürüst, akıllı, çalışkan ve iyi insan olarak değerlendirildiğini, daha çabuk işe girdiğini, daha hızlı terfi olduğunu ve daha yüksek maaş aldığını gösteriyor. Maalesef, güzel algılanmayan bir görünüm başkalarının olumsuz değerlendirme ve yargılarını tetikleyebiliyor. Bu yüzden insanlar güzel olmak uğruna para harcıyorlar, ameliyat masasına yatıyorlar.


Güzelliğin tarih boyunca önemli olmuş olduğu yadsınamaz, ama 20. ve 21. yüzyılda daha büyük önem kazandığını görüyoruz. Bunun önemli bir sebebi ekonomik: beden imgemiz önemli bir pazar haline geldi. Beden imgesi, bedenimiz ve onun görünümü ile ilgili düşünce ve duygularımızın bütünüdür. Bu imgenin içinde sahip olduğumuz gerçek bedenimiz, ideal olarak gördüğümüz beden ve başkalarına göründüğü şekliyle beden algımız yer alır. Memnun olduğumuz bir beden imgesine sahip olmak iyi hissetmemizde önemli bir yere sahiptir. Gerçek bedenimiz ile ideal olarak gördüğümüz beden arasındaki fark açıldıkça memnuniyetsizliğimiz artar. Bu memnuniyetsizlik bazı kişilerde takıntı haline gelebilir. 

Beden imgemiz, çocukluğumuzdan itibaren çevremizde gözlemlediklerimiz ve insanlarla etkileşimimiz ile şekillenir. Çocukluğumuzdan itibaren güzel olmakla ilgili bir mesaj bombardımanı altındayız. Çocukluk masallarını bir düşünün: Sindirella, Külkedisi, Pamuk Prenses, Rapunzel nasıl kahramanlardı? Peki, bu masallardaki prensler? İzlediğimiz tüm filmlerde iyi kahramanlar güzelken, kötü karakterler çirkin, bedenlerinde şekil bozukluğu yüzlerinde yara izleri olan kişiler. Bu zihinlerimizde ‘güzel olan iyi insandır’ kalıpyargısını güçlendiriyor. Moda ve güzellik dergileri yıllardır güzel kadının nasıl görünmesi gerektiğini vurgulayan fotoğraflarla, güzelliğe ulaşma yollarına yönelik önerilerle dolu. Son olarak, sosyal medyanın hayatımızın merkezine oturması, görsellerimizin dünya ile bir etkileşim aracı haline gelmesi daha güzel görünme çabamızı arttırdı. Kullandığımız filtrelerle sahte imgeler yaratarak iyi hissediyoruz. Sosyal medyayı reklam aracı olarak kullanan güzellik ve moda sektörlerinin ideal yüz ve beden mesajlarına sürekli maruz kalıyoruz. Bu gerçek bedenimiz ile ideal olarak gördüğümüz beden arasındaki farkı açarak memnuniyetsizliğimizi arttırıyor. 


 


Güzel olmayı istemek ve bu uğurda makul bir çaba göstermek kesinlikle sağlıksız bir durum değil. Ama eğer zihniniz güzel olmadığınız düşünceleri ile doluysa, kusurlu gördüğünüz, değişmesini istediğiniz fiziksel özelliklerinizi takıntı haline getirip sürekli olumsuz duygularla boğuşuyorsanız o zaman yolunda gitmeyen bir durum var demektir. Bununla baş etmek için yapabileceğiniz somut şeylere bir bakalım...


Güzellik kaygısı artmış bir kişi büyük olasılıkla ya aynaya bakmaktan kaçınıyordur ya da aynaya çok fazla bakarak kendini inceliyordur. Her iki durumda da aynaya bakma davranışı normal seviyelere çekilmelidir. Eğer aynaya bakmaktan kaçınıyorsanız aynaya bakmaya başlayın. Eğer aynaya aşırı bakıyorsanız bunu azaltın. Sadece dişinizi fırçalarken, makyaj yaparken / traş olurken, giyindikten sonra kıyafetinizi kontrol etmek gibi gerekli durumlarda aynaya bakın.


Aynada sadece beğenmediğiniz yerlerinize bakmayın, beğendiğiniz yerlere de odaklanın. Eşit oranda, dengeli bakın.


Kendinizi medyada ve sosyal medyada gördüğünüz kişilerle karşılaştırmayı bırakın. Paylaşılan görsellerin, videoların filtrelenmiş, düzenlenmiş (fotoşaplanmış) olduğunu unutmayın. Kendinizi biriyle karşılaştıracaksanız bunu daha bilimsel bir yolla yapın. Günlük hayatınızda karşınıza rasgele çıkan 4-5 kişiden biriyle karşılaştırın. Bu yöntem size daha gerçek bilgi verecektir.


Moda dergileri, plastik cerrahlar, ünlüler, mankenler, güzelliği ile öne çıkan kişilerle sürekli karşı karşıya kalmak kendinizle ilgili memnuniyetsizliği arttırıcı etki yapıyor olabilir. Bunların sayısını en aza indirin, hatta toparlanana kadar bir dönem hiç bakmayın.


Sosyal medyada kendi fotoğrafınızı paylaşmaktan kaçınıyorsanız bu güzellik kaygınızı, memnuniyetsizliğinizi sürdüren bir etki yapar. Diğer yandan sürekli filtreli, düzenlenmiş fotoğraf paylaşıyorsanız bu da kaygınızı besler. Sosyal medyada fotoğraflarınızı paylaşmaktan kaçınmayın. Doğal, filtresiz fotoğraflarınızı paylaşın. 


Kendinizle ilgili değerlendirmelerinizde fiziksel olmayan özelliklerinizi, yaşam için benimsediğiniz değerleri düşünün, hatta bunları listeleyip bir yere asın. Kendinize bakarken bunları aklınıza getirin. 


Güzellik sevilmek için ne gerekli ne de yeterli bir özellik. Güzellik ilk izlenimi etkiler. İnsan sevdikçe sevdiği kişiyi güzel görür. Sizi siz yapan tüm özelliklerinizin sizi değerli kıldığını ve sevilmeniz için yeterli olacağını kendinize tekrar edin.


En önemlisi, size bedeninizle ilgili olumsuz hissettiren toksik insanları hayatınızdan çıkarın.

Mutlaka okuyun: Depresyondan korunmak için 10 adım


Önceki ve Sonraki
Haberler