Geçmişte kanser tedavisi büyük ölçüde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile sınırlıydı.
Son 10–15 yılda ise kanser biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımı köklü şekilde değişti. Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.
Kanser tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden biri immünoterapiler. Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir.
Bilimin son yıllarda hızlı ilerlemesiyle; hedefe yönelik ve akıllı tedaviler zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğmasını sağlıyor. Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.
Hedefe yönelik bağışıklık tedaviler, (bispesifik ankitorlar) son 10 yıla damga vuran en yenilikçi tedavilerden biri. Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, kanserlerin önemli bir bölümünün çevresel faktörler ve sağlıksız yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi şöyle sıralıyor:
· Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının
· Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın
· İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin
· Zararlı güneş ışınlarından korunun
· İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın
· Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın
· Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın.