YAŞAM - ANNE - ÇOCUK

Çocuklar neden ısırır?

Küçük çocuklar çevrelerindeki dünyayı keşfetmek için ağızlarını kullanırlar; oyuncaklar, kum, sandalye ayakları… Ama çocuklar arkadaşlarını ya da bir yakınlarını ısırdıklarında ise ebeveynler genellikle çaresiz kalır ve bu davranışa nasıl tepki vereceklerini bilemezler. Çocuk Gelişimci Günseli Arı, ısıran çocukların ebeveynlerine bununla nasıl başa çıkabileceklerine dair tavsiyelerini yazdı

Çocuklar neden ısırır?

Her şey emilir ve mümkünse ağza alınır. Bu, çocuk gelişimi için önemli bir temeldir. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, buna ‘Sözlü aşama’ adını vermiştir. Ona göre, küçükler yaklaşık üç aylıkken her şeyi emmeye, ağızlarına almaya başlarlar. Bu durumun ne zaman biteceği ise çocuğun bireysel gelişimine bağlıdır. Ama genellikle bu hareketler 18 ay civarında azalır.

Bu esnada kreş arkadaşının kolunun ağzına ve dolayısıyla belki de dişlerinin arasına girmesi, bazı çocuklar da kaçınılmazdır.

Çocuk, ısırma davranışına verilen tepkiler ne kadar yüksekse, o kadar sık ​​ısırır. Bu tesadüf değildir çünkü ısırma ilk başta rastgele olursa, çocuk önemli bir şey öğrenir. Sebep ve sonuç arasındaki bağlantıyı tanır.

Özellikle küçükler için anaokulu gruplarında ısırmak, hızlı bir şekilde kartopu sistemine dönüşür. Çocuk gördüğü bir davranışı taklit eder.

Öğrenme sürecini ileriye götüren faktörler de vardır. Isırma durumunda bu, ısırılan kişinin tepkisi veya başkalarının davranışları olabilir. Küçük ısıran ilgi odağı olur; herkes tepki verir. Tepkilerin olumlu ya da olumsuz olması o an için çocuk açısından önemsizdir. Çocuk kendi başına bir şeyler yapabileceğini görür. Küçük çocuk, diğer çocuğun acı çektiği için ağladığını henüz anlayamaz. Çocuk, empati kurmaya 4 yaş itibariyle başlar. Yani ısırmak burada kötü bir niyet değil, sadece çocuğun dikkati çekebileceği ve tepkileri tetikleyebileceği bir araçtır.


Ancak konu ısırmaya geldiğinde başka bir faktör de rol oynar: Dil gelişimi… Çocuklar henüz kendilerini ifade edemiyorlarsa, bedenlerine ve olasılıklarına geri dönerler. Henüz konuşamıyorlarsa, dikkatleri kendilerine çekmek için alternatifleri kullanırlar ve dişlerin işe yaradığı yer burasıdır. Çünkü dişlerini her zaman kullanılabilirler ve bu çok fazla fiziksel çaba gerektirmez. Ayrıca, dişlerle büyük tepkiler uyandırmak son derece kolaydır.

İnsanlar farklı durumlarda ısırır; bir çocuk bunaldığında, yanlış anlaşıldığını hissettiğinde veya temas kurmak için ısırabilir. Bu davranışa müsamaha gösterilmemesi gerektiğini söylemeye gerek yok ama çocuğumuz yeni yeni ısırmaya başladığında ebeveyn olarak bununla baş etmenin en iyi yolu, açıkça ve kesin bir şekilde ‘hayır’ demektir. Bunun aksine, azarlama ve uzun açıklamalar yapılması tavsiye edilmez. Çünkü bir şeyi sayısız kez açıklarsanız, çocuk sonunda dinlemeyi bırakır.

Aynı zaman da azarlamak da ters tepebilir. Çünkü hızlı bir şekilde istenmeyen davranışların yoğunlaştırıcısı haline gelir.


Bazen ebeveynler, çocuklarının ısırabileceği durumları önceden tahmin edebilirler. Vurmak, tekmelemek, itmek gibi ısırmak da özellikle çocuk yorulduğunda ortaya çıkar. Peki kreşten sonra doğrudan oyun alanına gitmek gerçekten mantıklı mı? Yoksa çocuğun diğer çocuklarla tekrar karşılaşması, yerini bulması ve yönünü değiştirmesi için küçük bir molaya mı ihtiyacı var? Ve çocuk en sık nerede ısırıyor? Bunda çevrenin bir rolü var mı? Çocuğun geri çekilmesi ve iyileşmesi için yeterli fırsatı var mı?

İşte tüm bunlar da çocuğun ısırmasına neden olabilir.

Çocuğunuzun ne zaman ve nerede ısırdığına çok dikkat edin ve çocuğunuz yorgunluk veya bunalma nedeniyle dişlerini kullanmadan önce müdahale edin. Çünkü minikler ne zaman molaya ihtiyaçları olduğunun farkına varmazlar. Baba, anne veya diğer bakıcılar dümeni ele almalı ve duyarlı olmalıdırlar.

Bu, küçüklerde duyguları azaltmak söz konusu olduğunda da geçerlidir. Öfke, çaresizlik veya üzüntü, küçüklerin sınırlarını zorlar. Çünkü yetişkinler genellikle kendi duygularını kontrol altına almayı öğrenmiş olsalar da, çocuklar bunu yapma yeteneğinden yoksundurlar. Uzmanlar burada duygusal öz düzenlemeden bahsediyor. Örneğin, ‘Şu anda kızgınsın’, çocuğun duygularını ifade eden bir sözdür. Bu sayede çocuk kendi duygularını daha iyi anlamayı ve onlara isim vermeyi öğrenir.

Ebeveynler olarak çocuğunuza açıkça ‘Isırmak acıtır. Hayır!’ diyebilir veya çekip gidebilirsiniz. Ya da ‘Kızgın olduğunu görüyorum, şimdi gerçekten uzaklaşmam gerek’ gibi ifadeler ile çocuğunuza ısırmak zorunda kalmadan kendi duygularıyla başa çıkmasını ya da bir durumu terk etmenin başka yolları olduğunu öğretebilirsiniz.


Önceki ve Sonraki
Haberler
psikolog çift terapisi