GÜZELLİK - CİLT BAKIMI

Hangi kolajen neye iyi geliyor, kolajen nasıl kullanılmalı?

Yaş alma, sigara ve alkol, vücuttaki oksijen azlığı, beslenme yetersizlikleri ile güneş ve diğer dış etkenler nedeniyle 20’li yaşların ortalarından itibaren vücutta kolajen sentezi her yıl yaklaşık yüzde 1 oranında azalıyor. Bu durum, 50’li yaşlara gelindiğinde vücuttaki kolajenin yaklaşık yarısını kaybettiğimizi gösteriyor. Kolajen kaybı sonucunda da deri esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını kaybediyor, donuklaşıyor, kırışıyor ve kahverengi lekelerle başka renk değişiklikleri oluşuyor. Bunlarla savaşmak isteyenler de kolajen desteğine başvuruyor. Ama birçok kişi ‘Balık kolajeni mi, sığır kolajeni mi kullanmalıyım?’ sorusuna takılı kalıyor. Esra Sayın; balık ile sığır kolajeni arasındaki farkı ve nelere iyi geldiklerini yazdı

Hangi kolajen neye iyi geliyor, kolajen nasıl kullanılmalı?

Yaşlanma ve diğer nedenlerden ötürü kolajen sentezinin azalmasıyla bağ doku ve kıkırdaklar esnekliğini kaybediyor ve osteoporoz başta olmak üzere çeşitli rahatsızlıklar meydana geliyor.

Kolajen desteği almak, sağlık için büyük önem taşıyor. Kolajen büyük molekül ağırlıklı bir protein ve hayvanların yenilmeyen kısımlarında (deri, kıkırdak gibi) bol miktarda bulunuyor. Saflaştırılma ve işlenme teknolojisinin kalitesi, kolajenin yararını belirliyor. İyi koşullarda üretilmiş kolajenlerin kaynağı aynı olsa bile etkinliklerinde farklılıklar bulunuyor. En çok tercih edilen kolajen tipleri ise balık kolajeni ve sığır kolajeni... Bu iki kolajen maddesi, vücut sağlığımız için önemli olsa da ikisinin de işlevsel olarak farklılıkları bulunuyor. İşte bu iki kolajen kaynağının özellikleri…

Hayvansal kemik ve kıkırdaktan üretilen sığır kolajeni, yine kemik ve kıkırdak iyileşmeleri için kullanılıyor. Tip 1 ve Tip 3 kolajeni içeriyor. Dolayısıyla sığır kolajeninde vücudumuzun en çok ürettiği tipler bulunuyor. Sığır kolajeninde hangi hayvanın ürüne kaynaklık ettiği de oldukça önemli. Temiz ve sağlıklı koşullarda beslenmiş olması; kolajenin vücuda etkisinde önem teşkil ediyor. Sığır ve inek eti, tavuk, geyik, keçi ve öküz eti; özellikle hayvanın kemikleri, derisi ve sakatat bölgesinde bolca kolajen bulunuyor.


Balık kolajeni, en çok kullanılan kolajen olması dolayısıyla listenin en üst sırasında yer alıyor. Deniz canlılarından elde edilen balık kolajeni, kolay emilimi sayesinde cildin kısa sürede kolajen eksiğini kapatıyor. Sığır kolajenine göre daha hızlı bir cilt emilimi sağlayarak onarım işlemine hemen başlıyor. Etkisini kısa süre içerisinde gösteriyor. Ancak balık kolajeni kullanırken dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Kolajenin elde edildiği balığın ağır metallerden arınmış olması. Balığın pek tüketilmeyen başı, gözbebekleri ve pulları kolajen bakımından en yüksek kısımlarıdır.


  • Vücut kendini onarım ve yenileme işlemlerini gece uykusu sırasında daha fazla yapıyor. Bu nedenle kolajeni gece yatmadan önce kullanmak daha faydalı oluyor.
  • Vücudumuzdaki kolajen miktarı 25 yaş sonrasında artan bir grafikle azalıyor. Bu bakımdan, alınması gereken kolajen miktarının yaş ile doğru orantıda olduğu söylenebilir. Fayda görmek için günlük en az 2 bin 500 mg olmak üzere, önerilen doz 2 bin 500 mg ile 10 bin mg arasında değişebiliyor.
  • Her bir kolajen tipinin kendine özgü bir yararı var. Cilt, kemik, tendon, diş, kas ve damar yapısının desteklenmesi için Tip 1 ve Tip 3 kolajene ihtiyaç duyulurken, eklem sağlığı için Tip 2 kolajen doğru seçim oluyor.
  • C vitamini olmadan vücudumuz kolajen üretemez. Bu nedenle kolajenle birlikte C vitamini kullanılması gerekiyor.
  • Kolajen desteklerinin sıvı ya da toz formda olması ile içeriğindeki kolajen peptit miktarı ilişkili değil. Her iki formda da vücudun kullanabileceği düşük veya yüksek miktarda kolajen peptit bulunabiliyor.
  • Kolajen takviyesinin etkileri dördüncü haftada ortaya çıkmaya başlıyor. Optimum fayda için en az 8-12 hafta kullanmak gerekli. Üç aylık kullanımdan sonra üç ay ara vererek senede iki kez kürler halinde kullanılmaya devam edilebilir.

Önceki ve Sonraki
Haberler
psikolog çift terapisi