İYİ HİSSET - SAĞLIK

Migren ‘geliyorum’ diyor!

Bazı migren hastalarının, ağrı başlamadan önce algılamada azalma, huzursuzluk, esneme, tatlı yiyeceklere düşkünlük gibi uyarıcı belirtiler yaşayabiliyor. Migrenin kadınlık hormonu östrojen ile ilişkili olduğundan kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü söyleyen ve “Migren ataklarını stres, soğuk ve lodos, menstrüasyon, uykusuzluk, açlık, bazı yiyecekler ve içecekler sıklıkla tetikleyebilir” diyen Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Celal Şalçini, migren hakkında bilgi vererek tedavisini anlattı

profil
BT Ekip
24.03.2024
Migren ‘geliyorum’ diyor!

Migrenin; genelde şiddetli, sıklığı, ağrı bölgesi ve devam etme süresi değişken olan bir baş ağrısı tipi olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Baş ağrısına sıklıkla bulantı, kusma eşlik eder. Ataklar esnasında hastaların bir kısmı sesten ve ışıktan rahatsız olabilir. Gerilim tipi baş ağrısından sonra görülen en sık baş ağrısıdır. Ayrıca gerilim tipi baş ağrısına sıklıkla eşlik eder” dedi.

Migrenin kadınlık hormonu östrojen ile ilişkili olduğundan kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Bundan ötürü özellikle menstrüel dönemde bazı hastalarda var olan ağrıların şiddetlenmesi, bazı hastalarda da tam tersi olarak azalması görülüyor. Sıklıkla yarım baş ağrısı şeklinde oluyor. Şiddeti, ağrı süresi ve ağrının bölgesi bireyden bireye değişkenlik gösterebildiği gibi aynı bireyde de zaman zaman farklıklar gösterebilir.

Ataklarının en fazla üç gün sürdüğünü dile getiren Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Nörolojik veya mide-bağırsak sistemi ile ilgili sorunlar eşlik edebilir. Atak öncesine ‘aura’ dediğimiz 5-20 dakikada gelişen ve 60 dakikada sürebilen nörolojik belirtiler olabilir. Her zaman görülmeyen bu belirtiler basit ışık çakmaları, noktalanmalar, geometrik şekiller ve karanlık alan gibi sıklıkla görme ile ilgili belirtilerdir. Bazı hastalar ağrı başlamadan önce algılamada azalma, huzursuzluk, esneme, tatlı yiyeceklere düşkünlük gibi uyarıcı belirtiler yaşayabilirler” diye konuştu.


Migren ataklarının bazı faktörlerden tetiklenebildiğini de ifade eden Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Stres, dıştan gelen parlak uyarılar, soğuk ve lodos, başa gelen ani travma ve sarsıntılar, menstrüasyon, uykusuzluk, açlık, bazı yiyecekler ve içecekler (sıklıkla çikolata, peynir, yağlı yiyecekler, fındık, salam, sosis, alkol v.s.), egzersiz, doğum kontrol hapları, soğuk gıdalar, bazı damar genişletici ilaçlar, yükseklik ve birçok sayamadığımız etkenler sıklıkla migren atağını tetikleyebilir” dedi.

Birçok tetikleyici faktör olabileceğinden hastaların bu tetikleyici faktörleri erken dönemde tanıması ve olabildiğince uzak durması gerektiğinin önemine vurgu yapan Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Baş ağrısı başka bir hastalığın belirtisi olabildiğinden ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü kaybına yol açtığından mutlaka bir doktor tarafından tanı konulması, takip ve tedavi edilmesi gereklidir. Bu nedenle baş ağrısı hastalarının doktor muayenesinden geçmesi ve gerekli görüldüğü takdirde bazı görüntüleme ve laboratuvar tetkiklerinin yapılması tedavinin başarısı açısından önemlidir” şeklinde konuştu.


Migren tedavisi iki çeşit olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: “Birincisi; ataklar esnasında kullanılan ilaçlarla atakları önlemek ve ikincisi; bizim ‘profilaksi’ dediğimiz atak olsun olmasın her gün kullanacağı ilaçlarla atakların sıklığını ve şiddetini azaltıcı ilaç başlamaktır. Bu tedaviler tek başına veya her ikisi beraber uygulanabilir. Genelde atak tedavisinde en basit ağrı kesicilerden, migrene özel ilaçlara kadar olan ilaçlar basamaklı bir şekilde başlanıyor. Profilaksi amaçlı olarak genelde antidepresanlar, bazı hipertansiyon veya nörolojik ilaçlar kullanılmaktadır. Son zamanlarda tedaviye dirençli migren ataklarında botulinum toksini veya diğer adıyla botoks kullanılabilmekte ve dirençli vakalarda başarılı olduğu bilinmektedir.”


Önceki ve Sonraki
Haberler
istanbul psikolog psikolog