YAŞAM - KEŞİF
İstanbul'un en yenisi: Fairmont Quasar
Dünyaca ünlü otel zincirlerinden bir diğeri daha İstanbul’a merhaba dedi geçtiğimiz günlerde. Mecidiyeköy’de Ali Sami Yen Stadyumu’nun yerinde yer alan kulelerden birinde konuşlanan Fairmont “Anları anılara dönüştürmek” mottosuyla İstanbul’un mihenk taşlarından biri olacağını daha şimdiden kanıtladı.
Banner

New York’taki meşhur The Plaza’dan Londra’nın ikonik oteli The Savoy’a kadar yetmişin üzerindeki otelinde, yüz yılı aşkındır hizmet veren marka; İstanbul’daki otelinde geleneksel motiflerin modern dokunuşlarla harmanlandığı bir dekorasyonu tercih etmiş.

Otelin tasarımı, ABD’li tasarım firması Wilson Associates tarafından, otelin bulunduğu bölgeyi yansıtan yerel unsurlarla kent kültürünün uyumu göz önünde bulundurularak oluşturulmuş. Otelin geniş süitlerin balkonlarından Tarihi Yarımada, Adalar, Boğaz ve Marmara Denizi ile Haliç manzaraları izlenebiliyor. Odaları gezdim, oradan biliyorum.

Otelin içerisinde Stations adında bir restoran, Marble isminde bir bar (burası aynı zamanda lobi), Demlique adında ise bir çay saati mekanı var.

Fairmont Quasar İstanbul, dünyada yaklaşık 20 ülkede bulunan Willow Stream Spa markasını da kendi bünyesinde İstanbul ile tanıştırmış. Pilates, EMS, PaviGym, özgün bakım ve terapiler, yoga ve meditasyon sınıfları; kısacası yok yok bu spada.

Otelin içerisinde, farklı büyüklükteki etkinlik ve görüşmeler için tasarlanmış toplamda 11 toplantı odası bulunurken; kokteyl düzeninde 600, yemek düzeninde 450 kişi alabilen ve fuayesinden bahçeye çıkılan Luna Balo Salonu adında bir yer alıyor.

STATIONS

Fairmont Quasar İstanbul’daki Stations, bugüne kadar gördüğüm en şık restoranlardan biri. Trend bir mekan haline geleceğini daha içeri girer girmez tahmin edebiliyorsunuz. Stations’da aslında günün her saatinde yemek yiyebiliyorsunuz ama bence burayı rakiplerinden bir tık daha ön plana çıkaracak olan kısım Pazar Brunch’ları ve Lunch45 adındaki öğle yemeği menüleri olacak.  

Pazar günleri 12:00-15:00 saatleri arasında servis edilen brunch menüsünde sushi, sashimi ve deniz mahsulleri köşesinden Orta Doğu mutfağına, misafirlerin diledikleri etleri seçerek pişirtecekleri ızgara istasyonundan taze hazırlanan makarna ve risotto köşesine, pide ve lahmacun çeşitlerinden mantı istasyonuna ve klasik kahvaltının en zengin unsurlarına kadar Türk ve dünya mutfağının seçkin örneklerine yer verilmiş. Tatlı büfesinden bahsetmiyorum bile. Bir kadeh şampanyanın da dahil olduğu brunch menüsünün fiyatı kişi başı 195 TL iken, sınırsız şampanyalı bir Pazar keyfi yapmak isterseniz fiyat 285 TL’ye çıkıyor. Bu arada sadece Mart ayında geçerli olmak üzere otelin açılış kutlamaları kapsamında, brunch’a iki kişi gelenlerden birini Fairmont misafir ediyor! Yani diyeceğim o ki fırsattan yararlanabilmeniz için çok az vaktiniz var.

Hafta içleri ise öğle yemeğini toplamda 45 dakikada yiyebileceğiniz “Lunch 45” adında bir açık büfe menüsü tasarlamış otel. Günün çorbası, birbirinden zengin salata, sebze ve meze çeşitlerinden oluşan başlangıçların yanı sıra tavuk rosto ve mantarlı risotto gibi dünya mutfaklarından örneklerin mevcut olduğu Lunch 45 konseptinin olmazsa olmazı, zengin tatlı (çikolatalı ekler, brownie, cheesecake ve taze meyve seçenekleri gibi) menüsü oluyor. Hafta içi her gün 12:00-15:00 saatleri arasında servis edilen ve bir adet alkolsüz içeceğin dahil olduğu menünün kişi başı fiyatı 68 TL.

DEMLIQUE

Demlique, Fairmont’un çay saati mekanı. Yani otelin bu kısmında sadece çay saati servisi veriliyor. Fairmont ailesinin efsanevi otellerinin yer aldığı New York ve Londra kentlerinin akşamüstü çay alışkanlıklarına tatlı bir gönderme amacı olan Demlique’de her gün 14:30-17:30 arasında “Londra”, “New York” ve “İstanbul” adında üç ayrı menü seçeneği sunuluyor misafirlere. 

Londra menüsünde İngilizlerin beş çayının vazgeçilmez lezzetleri scone’lar, marmelat alternatifleri ve kaymakla birlikte sunulurken; mini sandviçlere kış ekleri, opera, bademli makaron ve elmalı tarçınlı tart gibi çeşitli klasik tatlar da eşlik ediyor.

New York menüsünde hindili, etli sandviçlerin, bagel’ların tadına bakabilir ve çay saatini New York usulü bir cheesecake ile sonlandırabilirsiniz.

İstanbul menüsünde ise Çubuk turşusu ile sunulan dilli sandviçlerden Trakya keçi peyniri, kurutulmuş domates, bal ve kaymak eşliğinde servis edilen bazlamaya; taş kadayıftan Bursa kestane şekerine kadar klasik Türk tatları eşliğinde fazla keyifli bir akşam üstü geçirebiliyorsunuz.

Londra menüsünün favorim olduğu Demlique’de kişi başı çay saati keyfinin fiyatı ise 58 TL.

MARBLE

Fairmont’un bence en keyifli kısmı olan lobisinde yer alan Marble Bar’da uzun süre tadı damağınızda kalacak “Fairmont - Classics Perfected” programından kokteyl ve içki çeşitlerini deneyimleyebilir, iş çıkışında trafikte bunalmak yerine lezzetli atıştırmalık ikramlarla happy hour kafasına geçiş yapabilirsiniz. Her Perşembe 19:00-22:00 saatleri arasında DJ Elize Ülken’in set başına geçtiği Marble Bar’da fıçıda yıllandırılmış kokteyllerine muhakkak ama muhakkak tadına bakmalısınız.

UKIYO

Tasarımcı Marcel Wanders’ın sofistike tasarımıyla İstanbul’da yaz trendlerine yeni bir standart getirecek olan, Japonca’da “yüzen dünya” anlamına gelen Ukiyo; lüks dekorasyonu ve Uzak Doğu esintili mutfağıyla yaz döneminde merhaba diyecekmiş bizlere. Sanırım ben en çok burayı merak ediyorum.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.
ÜYE GİRİŞİ
ÜYELİK FORMU
BUSE TERİM ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR
Önceki ve Sonraki