YAŞAM - SEYAHAT

Bergama'ya gitmek için 3 neden

Bergama çok yol üzerinde değil. Keşfetmek için mutlaka niyetine girmek gerek. Ama bir kere ziyaret edince insanın ara ara yoklayası geliyor. Küçük ama çok katmanlı tarihi ile insanı etkiliyor. 2014’ten bu yana resmen Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Bergama, harika bir sonbahar rotası olarak ziyaretçilerini bekliyor. Gazeteci Yeşim Nur Mantaş yazdı.

profil
BT Ekip
19.09.2020
Bergama'ya gitmek için 3 neden

İlk kez adımımı attığımda daha henüz Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmamıştı. Ama çalışmalar çok sıkı bir şekilde devam ediyordu. Yerel yönetim konuyu bizzat sahiplenmişti. Türkiye’de ilk defa bir belediyenin bünyesinde ‘Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Birimi’ adıyla özel bir ekip kurulmuştu. Beş kişiden oluşan ekip kamu kurumları ve akademi dünyasının bilgi ve tecrübesini bir araya getirmişti. Bununla beraber farklı STK’ları da olaya dahil etmişti. Mesela Liste’ye başvurmak için konulacak fotoğraflar Bergama Amatör Fotoğraf Sanatı Derneği (BEAFSAD) tarafından düzenlenen foto-maratonlara katılan amatör fotoğrafçılar tarafından çekilmişti. Ve bu özenli çalışmanın sonunda 2014 yılında başarı geldi, Bergama listeye dahil oldu.

Sekiz bin yıllık bir tarihe sahip Bergama’yı gezmeye karar verirseniz yakınındaki Kozak Yaylası’nı da mutlaka görmelisiniz. Özellikle burada yetişen üzümlerin tadına doyulmadığının altını çizeyim.
Gelelim Bergama’yı neden ziyaret etmemiz gerektiği konusuna…  Aslında bunun için üç iyi neden sayabiliriz... 


Aynı zamanda Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını sağlayan klasik dönem yapıları, ören yerlerini mutlaka görmek gerekiyor. 
Doğrusunu söylemek gerekirse Bergama’dan çok önce Berlin’deki Müzeler Adası’nda yer alan Pergamon (Bergama) Müzesi’ni ziyaret etmiştim. O kadar etkilenmiştim ki… Koskoca Zeus Sunağı’nın eksiksiz olarak yerinden sökülüp yurt dışında bir müzeye yeniden dikilmesini nasıl başarmışlardı inanamamıştım. Ama Bergama’ya gelince bu etkilenmenin derecesi daha da arttı. Pergamon Hitit dilinde ‘yüksek yerleşim’ anlamına geliyor. Helen, Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerine ev sahipliği yapmış. Türkiye’nin İstanbul’dan sonraki bu en geniş Dünya Mirası’na Akropol, Asklepion, Kızıl Avlu Kozak’tan Kale Tepesi’ne uzanan su kemerleri, tümülüsler, Osmanlı Arastası, Ulu Camii, Kapukaya Kybele Kutsal Alanı, Selinos Çayı ve üzerindeki tarihi köprüler de dahil. 
Ören yerine girmek için bir teleferiğe biniyorsunuz, indiğinizde kısa bir yürüyüş sonrası harika bir antik tiyatroya geliyorsunuz. Bakırçay Ovası’na bakan bu tiyatro öylesine dik ki, aşağıdaki sahneye bakarken insanın başı dönüveriyor. Buradan bütün Bakırçay ovasına hakim olmak mümkün. Tiyatro, bütün halde duruşuyla da çok etkileyici. Birkaç yıl önce bir bilişim firmasının desteğinde üniversite öğrencilerinin hazırlamış olduğu bir uygulama ile ören yerini orijinal halindeki gibi gözünüzün önünde canlandırıp seyredebiliyordunuz. Ancak uygulamanın güncellemesi yapılmadığı için şu sıralarda işe yaramıyor. Bergama akropolünün içinde bugün sadece temelleri görülebilen Bergama Kütüphanesi Anadolu’nun en eski kütüphanesi kabul ediliyor. Efes’ten bile eski bu kütüphanede bir zamanlar 200 bin rulo yazma bulunuyormuş ki bu ruloların yapıldığı parşömenler de M.Ö 2. Yüzyıldan itibaren Bergama’dan dünyaya yayılmış. 


Bergama’daki tarihi zenginlik gezmekle bitmiyor. Akropol’den inip Bergama’nın diğer ucundaki Asklepion’a giderken iki katlı ve cumbalı eski Türk evlerinin sıralandığı sokakların arasından geçiyorsunuz. Harabe halinde de olsalar içlerinde hala zarafetinden bir şey kaybetmemiş olanları var. Tavanlarındaki ahşap işlemelere,kullanılan çini zemin karolarına hayran olmamak elde değil. 
Asklepion, M.Ö 4. Yüzyılda kurulmuş. Bugünkü anlamıyla bilinen ilk psikolojik hastane. Burada hastalar, su kürleri, spa, çamur banyosu ve spor aktiviteleriyle tedavi edilirmiş. Bir de önemli bir tedavi yöntemi de yerin altına yapılmış tünelin içinde telkin. Bu tünelden günümüzde de geçmek mümkün. İki yanındaki oluklardan hala su akıyor. Tavanda birkaç metrede bir küçük bir pencere bulunuyor. O dönem hastaların tünelin bir ucundan diğer ucuna kendi başlarına gitmeleri istenirmiş. Hasta yürürken penceredeki şifacılar da bir yandan telkinde bulunurlarmış: “İyileşeceksin, her şey iyi olacak!” 
Kızıl Avlu, bugün Bergama’nın tam ortasında kalmış eski bir tapınak. Adını inşaatında kullanılan kırmızı tuğladan alıyor. Bugün bütün olarak ayakta olmasa da gerçekten çok heybetli duruyor. 

 


Tarihi yerlere biraz ara verip Bergama’nın kent kabuğunu görmeye ne dersiniz? Roman Mahallesi, Kale Mahallesi eski Rum ve Türk yapılarıyla sizi zamanda yolculuğun bir başka boyutuna çıkarıyor. Rengarenk boyanmış duvarları, kapıları ve pencere pervazlarıyla Bergama sokakları fotoğraf meraklılarına da güzel kareler vaat ediyor. Hala yaşayan yerel meslekleri, küçük esnafı, sokakta oynayan çocukları, renkli boyanmış duvarlarıyla özgünlüğünü korumaya devam ediyor. Bergama Arastası’nda tarihsel olarak hep çizmeci, papuççu, manifaturacı ve zahireciler faaliyet göstermiş. Dünya değişse de, ayakkabıcılar hala arastada. 


Bergama, Dünya Mirası Listesi’ne alınmayı sonuna kadar hak ediyor. Gastronomik olarak da damakları şenlendirici ürünlere sahip. Kendi adıyla anılan tulum peyniri çok ünlü. Bu peynir ilk olarak Bergama’nın yörük köylerinde yapılmaya başlanmış. En lezzetlisinin Karakeçili yörüklerinin yaşadığı Çaltıkoru Köyü’nde yapıldığı söyleniyor.


Bergama’ya gelip de mutlaka uğramak gereken adreslerden biri Bereket Kahvaltı Salonu. 60 yılı aşkın zamandır mandıracılık yapan İbrahim Koç’un bal, kaymak ve sıcak sütü harika! İbrahim Amca saat 06.00-13.30 arası hizmet veriyor. Kişi başı 40 TL  alıyor. Bir diğer kahvaltı mekanı ise Yenigün Kahvaltı Salonu. Eşref Amca ileri yaşına rağmen peynir ve kaymağı kendi yapıyor. Sütler taze sağılmış inek sütü, bal çam ve çiçek karışık ve elbette inanılmaz lezzetli. Bir de antik kente giden yolda Salepçioğlu Helvaları var ki, 100 yılı aşkın bir süredir devam eden bir aile şirketi. Helvalar şahane, tazeliğini koruması için çok üretilmiyor. Ramazan ayında da ürettikleri özel bir tatlıları var haberiniz olsun. 

Bonus: Urla'da 4 gurme mekan


Önceki ve Sonraki
Haberler