YAŞAM - ANNE - ÇOCUK Hayali arkadaş psikolojik bir sorun mu? Hayali arkadaş yaratıcılığın mı yoksa psikolojik bir rahatsızlığın mı işareti? Uzman Psikolog Durul Mert yaş gruplarına göre detaylı bilgiler paylaştı.
profil
Uzman Psikolog Durul Mert
03.04.2019
Hayali arkadaş psikolojik bir sorun mu?

Aileler hayali arkadaş karşısında genellikle ne tür bir tepkide bulunacakları konusunda kararsız kalmakta hatta zaman zaman paniğe kapılmaktadırlar. Bazı ebeveynler bu hayale eşlik ederken bazı ebeveynler de çocukların hayal dünyasına katılmaktan dolayı rahatsızlık duymaktadırlar. Ebeveynlerde genelde karşılaşılan soru şudur: “Eğer biz de bu hayal âleminin içine girip bunu gerçek gibi algılayıp çocuğa bu izlenimi verirsek çocuk gerçekle hayal arasındaki çizgiyi belirleyemezse ne yaparız?” Kesinlikle şunu söyleyebiliriz ki; bu hayali kahramanlar, hayali arkadaşlar her nasıl değerlendiriyorsanız aileler için sorun olmamalılar. Hele hele minik yavrunuz beş yaşın altındaysa hiç panik olmayın çünkü genelde beş yaş altı çocuklarda gerçek ile hayali ayıran çizgi çok siliktir. Zamanla bu çizgi daha da netleşecek ve çocuğunuz hayal ile gerçeklik kavramını birbirinden ayırt edebilecektir. Sizin kaygılarınız belki bu noktada son bulacak ama bu dönemde yaptığınız yanlış uygulamalar, bastırıcı ve cezalandırıcı tutumlar çocuğunuzun ileriki dönemlerinde bazı sıkıntılara yol açabilir.

Burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta şudur: Çocuk tamamen hayattan kopma yaşamadığı sürece, anne ve babaların endişelenmesi için bir neden yoktur. Aksine bu dönemlerdeki hayali arkadaşlar, sağlıklı duygusal ve zihinsel gelişimin işaretleridir. Hayali arkadaşların gelişim sürecindeki hizmetinin önemi anlaşıldığında, bu kaygılarla başa çıkmanız daha kolay olacaktır. Ebeveynlerin bu dönemle ilgili kaygı ve korku geliştirmeden önce çocuğun bu dönemdeki ihtiyaçlarını ve duygusal durumlarını iyice gözlemlemeleri gerekmektedir.

 

Hayali arkadaşlar yalnızlığın sonucu mu? Yoksa psikolojik bir sorun mu?

Üç-dört yaş civarında çocuklar, büyük ölçüde dış dünyayı zihni semboller halinde tasarımlayabilecek güçtedirler, yetişkinler ve yaşıtları ile serbestçe etkileşimde bulunabilirler ancak bu etkileşim ben merkezcidir. Zihinsel olarak kendilerine yoğunlaşmışlardır, başkalarının görüş açılarını kavrayamazlar. Piaget bu dönemdeki düşünceden mantık öncesi olarak bahseder. Bu dönem duyusal devinim dönemi düşüncesinden daha çok gelişmiştir. Çocuk işlemleri tersine çeviremez, dönüştürme yapamaz, algıları kendi üzerinde yoğundur ve düşünce ben merkezcidir.

Üç yaşındaki çocukta ben bilinci gelişir. O artık bağımsız bir varlıktır. Kendi iradesini benliğini keşfetme arzusu içindedir. Kendi yolundan gitmeyi denemek ister. İçteki bu değişim dışa ben sözcüğünün kullanılmasıyla başlar. Israrcı ve inatçıdır. Ben bilincinin gelişmesiyle çocuğun çevreyle ilk çatışmaları başlar. Çocuk, büyüklerin istekleriyle kendi istekleri arasındaki ilk anlaşmazlığın bilincine varır. Burada iradenin deneme aşaması ya da ilk inat döneminden söz edebiliriz. Bu dönemde anne baba anlayış göstermeli, çocuğun inadını kırmamalıdır. Çocuğun dikkatini başka şeye çekmek, onu başka şeylerle oyalamak, bu inatçılık döneminde yararlı olmaktadır.

Çocuk yavaş yavaş nereye dek inatçılık edebileceğini, yani kendi sınırını öğrenir ve anne, babasına güven duyarak onların isteklerine boyun eğer. Çocuk bu dönemde güvenebileceği bir önder ister. Çocuk sık sık ‘hayır’ diye itiraz eder, ama anne büyük bir çabayla onun ‘evet’ demesini sağlarsa, kendini hafiflemiş hisseder.

Dördüncü ve beşinci yaşlarda ise inatçılık dönemi hızını yitirir. Çocuk bu dönemde sürekli soru sorar. Bu döneme hayal kurma dönemi de diyebiliriz. Çevreye karşı duyulan aşırı ilgi ve öğrenme ihtiyacı bu dönemin en belirgin özelliğidir diyebiliriz. Çocuk gerçeği daha iyi kavramasını öğrenir. Buna karşın, çocuğun görüşlerinde ve düşüncelerinde hiç beklenmedik değişiklikler olabilir. Çocuk, gerçek bir gemi olarak kabullendiği bir tahta parçasını biraz sonra annesine yakılacak bir odun parçası olarak verebilir.

Burada ebeveynlerin çok önemli bir noktayı atlamaması gerekmektedir. Burada bilinmesi gereken hayali arkadaş çoğunlukla 3-6 yaş dönemi çocuklarında görülür ve tek çocuklarda hayali arkadaş görülme olasılığı daha yüksektir. Çocukların çoğu 5 yaş civarında hayali arkadaşlarını bırakırlar. Eğer hayali arkadaş 6 yaş civarında halen devam ediyorsa bir uzmandan yardım istemekte fayda vardır.

Çocuklar zaman zaman olumsuz bazı davranışlarının kendilerinde yaratabileceği baskılardan kaçınabilmek için bu davranışı hayali arkadaşlarına yükleyebilirler böylece farkında olmadan bir tür savunma mekanizması kullanıyormuşçasına o olumsuz davranışın yol açabileceği baskıdan kendilerini kurtarabilirler. Ancak bu durumda aileye de bir ayna tutmakta yarar var bu tarz davranış içerisine giren bir çocuğun aile ortamı içinde duygularını rahatça sergileyemediği gerçeğine de ulaşabiliriz. Bu yüzden ebeveynlerin buna dikkat etmeleri gerekmektedir, çocuk aile ortamında duygularını rahatça ifade edebileceğini düşünebilmelidir.

 

 

 



 

 

Önceki ve Sonraki
Haberler