YAŞAM - ANNE - ÇOCUK Çocuklara deprem nasıl anlatılmalı? Deprem yetişkinlerden çok çocukları etkiliyor. Peki deprem çocuklara nasıl anlatılmalı? Acil durum bilgileri nasıl paylaşılmalı? Klinik Psikolog İrem Polat anlattı.
profil
İrem Polat
27.09.2019
Çocuklara deprem nasıl anlatılmalı?

Bugün en önemli gündemimiz deprem. Deprem konusu ülkemizin kanayan yarası. Çocuklarla depremi konuşurken nelere dikkat etmeli diye düşünerek yaşadığım apartmanın bahçesine doğru girdim. Çocuklar benim ilham kaynağım. Ben zihnimde klasörlerimi açmışken yanıt tam karşımda beni bekliyordu. Apartmanımızın değerli çocukları bahçede çadır kurmuş, içine girip çıkıyor, kahkahalar atıyor, oyunlar oynuyorlardı. Çocuklar kendilerine neyin iyi geleceğini, neyin sağaltıcı olduğunu o kadar iyi seziyorlar ki! “Yarın okullar tatil olacakmış!”, ‘Deprem mi oldu? Kaçın!” oyunlarına şahit oldum. İşte bu oyunlar çocukların gerginlikleri bedenlerinden atmalarına olanak sağlayacak.

Bugünkü depremin ardından kamp, çadır, tolere edebilen çocuklarla deprem simülasyon oyunları, kaçma ve yakalama oyunları oynamak çok ama çok etkili olacaktır. Bol kahkaha ve kimisi için de ağlamak, titremek, konuşmak, yazmak, çizmek ve oynamak o kadar iyileştirici etkiye sahip ki! Ah oyunun şifalandırma gücü!

Çocuklar zorlu yaşam olayları, krizleri konuşurken dikkat edilmesi gerek birkaç noktayı paylaşmak isterim:

  • Öncelikle ebeveynlerin kendi duygu durumlarını düzenlemeleri oldukça önemli. Oksijen maskesini kendine taktıktan sonra çocuğa bakım vermek mümkün zira. Deneyimlediğiniz yoğun duygularınız varsa bunları diğer yetişkinlerle paylaşmak, dışa vurmak, size iyi gelen aktivitelere zaman ayırmak regülasyon için iyi araçlar olabilir.
  • Çocuklarla süreci konuşurken, onlara yaşanan olayı tasvir etmek ve duygularını isimlendirmek sürecin anlaşılmasına oldukça yardımcı olur. Örneğin “Bugün deprem oldu. Yemek yiyorduk. Biraz sallandık. Korktun. Şimdi geçti. Ben yanındayım ve güvendeyiz.” gibi.
  • Çocukların yanlarında korkutucu ve yaşlarına uygun olmayan detaylar paylaşmaktan kaçınılmalıdır. Çocuklar siz konuşurken sizi duymuyormuş, sizle ilgilenmiyormuş gibi gözükseler de aslında mutlaka sizi işitiyor ve etraflarında olanı fark ediyorlardır.
  • Çocuğun ve ailenizin güvende olduğunu, gerekli güvenlik önlemleri ve tedbirleri aldığınızı aktarmak rahatlatıcı olacaktır.
  • Çocuğun sorularına mümkün olduğunca dürüst yanıtlar vermek önemlidir. Her ne olursa olsun yalan söylemekten kaçınmalıdır. Doğal bir afet olan depremi anlatırken bilimsel kaynaklardan faydalanmak, yeryüzü hareketlerinden bahsetmek ve süreci somut örneklerle anlatmak etkili olacaktır. Gerçekçi, net, açık, basit, sade ve somut ifadeler kullanmaya gayret edilmesini önerebilirim.
  • Çocuklarla, yaşanan olaylar ve süreç hakkında ne hissettikleri, konu hakkında ne düşündükleri konuşulabilir. Lakin çocuğun tedirgin olmadığını düşünüyorsanız ve hissediyorsanız da konuyu sürekli gündeme getirmeye lüzum olmayacaktır.
  • Kimi çocuk düşüncelerini sözlü ifade ederken, kimi resimleriyle, kimi oyunlarıyla, kimi rüyaları, kabusları, gerileme davranışlarıyla ifade eder ve dışa vurur. Bu süreçte çocukların yakından takip edilmesi önemlidir. Çocuğun oyunda kullandığı oyuncaklar, tekrar eden oyunlar ve çizimler, kullandığı hakim renkler, tekrarlayan rüyalar çocuğun iç dünyasına dair ipuçları verecektir.
  • Bu süreçte çocuğun rutinlerine sadık kalmak çok önemlidir. Rutin, çocuk için gündelik hayatının devamı yani normalliğin devamıdır. Dolayısıyla mümkün olduğunca benzer saatlerde yemek, oyun, çalışma, uyku, süreci devam ettirilmelidir.
  • Çocuklara, merak ettikleri her konuyu sorabileceklerini iletmek önemlidir. Fakat burada önemli nokta samimi olmak adına aşırı bilgi verip çocuğu terörize etmekten kaçınmaktır. Yaşına uygun açıklamalar yapmak ve çocuğun sorduğu kadarını yanıtlamak yeterlidir.
  • Kendi duygularınızı çocuğunuzla paylaşabilirsiniz. ‘Böyle bir durum yaşandığı için, böyle bir olay olduğu için ben de şaşırdım’ gibi. Böylece çocuk kaygının, korkunun, üzüntünün normal ve ifade edilebilir duygular olduğunu anlayacaktır.
  • Her ne olursa olsun çocuğa yalan söylememek ve olan biteni hafifletmemek önemlidir. Olaylar hafifleştirme ve gizleme çabası çocuğun ebeveynin samimiyetinden şüphe duymasına sebebiyet verecektir. Dolayısıyla böyle bir algıya kapılan çocuk ilerleyen zamanlarda da bilgi almak için güvenilir kaynağın ebeveyni olmadığına kanaat getirecektir. Az, gerçekçi ve öz bilgi vermek yeterli olacaktır.
  • Çocuğu hissettiği ve ifade ettiği duygulardan dolayı rencide etmemek gerekir. Çocuğu cesaretlendirmek adına duygularını bastırmasına sebebiyet verecek her türlü durumdan kaçınmak önemlidir. ‘Korkacak ne var canım’ demek yerine, ‘Seni bu denli rahatsız eden şey nedir? Bunu konuşmak, çizmek, konu hakkında yazmak, oynamak ister misin?’ gibi cümleler kullanmak çocukla iletişim yolunu açacaktır.
  • Çocuklar, olayların dramatikliğini ve şiddetini ebeveynlerinin tepkilerinden algılar. Dolayısıyla ailenin duruşu, olayları ele alış biçimi, değerlendirişi ve başa çıkma yöntemleri çocuğa model olur. Sorun yerine çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemek önemlidir.
  • Çocuklar aynı soruları tekrar tekrar sorabilirler. Bu aslında çocuğun travmatik bilgiyi işlediğini ve duygu durumunu düzenlemeye çalıştığını, kendisini sakinleştirecek bir kanala ihtiyacı olduğu mesajını verir. Bıkmadan usanmadan yanıtlama ve açıklamak çocuğu rahatlatacaktır.
  • Bu süreçte de çocuklarla bolca temas halinde olmak, onlar sarılmak, dokunmak, şefkat göstermek çok önemlidir. Ebeveynin güvenli ve şefkatli kolları hangi çocuğa iyi gelmez ki?
  • Yaşanan süreçle ilgili okulu bilgilendirmek önemlidir. Çocukların öğretmenleriyle benzer tavır, tutum ve açıklamalarda bulunmak çocuğu güvende hissettirecektir.
  • Çocukların medya kullanımını engellenmeden takip etmekte fayda vardır. Çocukların yaşının algılayabileceğinden daha fazlasına ulaşabileceği siteler ve kanalların denetimi önemlidir. İzlenilen televizyon programlarının, haberlerin içeriğine, diline, aktarılan görüntüleri takip etmek önemlidir
  • Eğer çocuğunuz çok kaygılı bir haldeyse, endişesini, duygu durumunu düzenlemekte güçlük yaşıyorsa, işlevselliğini kaybedecek bir duruma geldiyse, gerileme süreci başladıysa (alt ıslatma, gece kabusları, parmak emme, tırnak yeme, dikkat ve konsantrasyon sorunlarında artış, ani öfkelenme ve sakinleşme gibi) mutlaka uzman desteği almakta fayda vardır.
Önceki ve Sonraki
Haberler