YAŞAM - SEYAHAT Viyana'da yapmanız gereken 14 şey 'Yiyelim Güzelleşelim' olarak tanıdığımız Ahmet Faik Karanis, her zaman olduğu gibi Viyana'da da tadılmadık lezzet bırakmadı. Bu romantik ve sanat dolu şehirde mutlaka yapmanız gerekenleri sizler için yazdı. 35 PAYLAŞIM
profil
Ahmet Faik Karanis
24.01.2017
Banner

Viyana’ya gitmeden önce Instagram’da takipçilerimden Viyana’da nerede şinitzel yiyebilirim tavsiyesi istediğimde en çok önerilen mekan Figlmüller’di. Tabii bu kadar önerilen ve tercih edilen bir mekanda yer bulmak öyle kolay olmayacaktı. Bir ay öncesinden yer bakmamıza rağmen internetten rezervasyon yaptıramadık Figlmüller’e. Noel zamanı gitmemizle ilgili yaşadığımız bir yoğunluk da olabilir tabii bu. Biz de, demokraside çareler tükenmez dedik ve gitmeden Figlmüller’in bir başka markası Lügeck’i keşfettik. Sonra Viyana’da yaşayan arkadaşlarımızdan öğrendik aslında yiyeceğimiz şinitzel, Figlmüller’deki ile aynıymış; sadece mekan ve konsept farklıymış. Lügeck’de yediğim şinitzel bu listenin bir numarası, çünkü gerçekten böylesine iyi bir şinitzel yediğimi daha önce hatırlamıyorum. Dana etinden hazırladıkları ve çıtır çıtır servis ettikleri ve menüde “Original Wiener Schnitzel” diye geçen tabağın fiyatı yaklaşık 20 Euro. Evet biraz pahalı…

 

İlk üç tavsiyede size şinitzel yediğimiz yerleri anlatıyor olacağım. Viyana’ya gidip her akşam yemeğinde aynı şeyi yemeği yeme amacım, tamamen mekanlar arası karşılaştırma yapmak istememle ilgiliydi. Şiddetle önerilen ve Viyana’nın en şık ve popüler mekanlarından bir diğeri Plachutta’ydı. Misafir yaş ortalaması oldukça yüksek olan Plachutta’da biz rezervasyon yaptırmadan yer bulabildik ama siz bizim kadar şanslı olamayabilirsiniz. Şinitzeli Lügeck’e göre bir tık daha sert ve daha az çıtır olmasına rağmen, ortamını ve hizmetini çok sevdik. Özellikle şinitzelin yanında ikram ettikleri patates salataları enfesti. Yemeği bitirdikten sonra bazı üstad blogger arkadaşlarımızdan öğrendik ki, Plachutta’da Şinitzel değil, aslında Tafelspitz yememiz gerekiyormuş. Mekanın imza yemeği oymuş yani. Bir dahaki sefere artık. Şinitzelin fiyatı yaklaşık 22 Euro. Evet burası da pahalı.

 

Viyana seyahatimizde kapısında uzun kuyruklar beklediğimiz tek mekan Café Sacher. Aynı zamanda, insanlığın anlata anlata bitiremediği meşhur Sacher Torte ismindeki pastalarını yemek için girdiğimiz, ama kendimizi yine şinitzel yerken bulduğumuz yer Café Sacher. (Bu arada yemeğin üzerine Sacher Torte’yi de yedik tabii.) Lügeck by Figlmüller’dekinin aksine şinitzeli hindi etinden yapan Café Sacher, yanında diğer restoranlar gibi patates salatası değil, normal mevsim salatası servis ediyor. Gayet lezzetli ve tekrar gittiğimde yiyebileceğim kadar iyi bir şinitzel yedim. Fiyatı 21 Euro. (Evet burası da pahalı. Sonuç: Viyana’da şinitzel pahalı.) Ama o Sacher Torte adını verdikleri meşhur pastaları var ya, işte o tam bir pazarlama harikası. Evde annenizin yaptığı kekin arasına çikolatalı krema ekleyin, üzerini de erittiğiniz küvertür bitter çikolata ile kaplayın. Buraya kadar güzel tarif değil mi? İşte pastayı yaptıktan sonra bir beş gün kadar da dışarıda bekletin ki, kupkuru bir pastaya dönüşsün. İşte Sacher Torte tam olarak öyle bir şey. Fiyatı: 6 Euro. Söyleyeceklerim bu kadar.

Açık konuşmak gerekirse, gittiğim yurtdışı seyahatlerinde pek müze gezmeyi tercih etmiyorum. Tüm vaktimi lokal ve gittiğim yerde ün yapmış mekanlarda geçirmeyi tercih ediyorum. Bu da benim tercihim, benim ayıbım. Ama tarihe ve sanata adını yazdırmış sanatçıların müzeye dönüşmüş evlerini, muayenehanelerini (ilerleyen maddeler de Sigmund Freud Müzesi var) ziyaret etmeye bayılıyorum. Avusturyalı aristokrat Amedues Mozart’ın Viyana’daki müzesi de bunlardan biriydi. Mozart’ın Figaro eserini yazdığı ve ailesiyle birlikte toplamda 3 sene yaşadığı evi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Giriş ücreti kişi başı: 11 Euro.

Demel için Viyana’nın Laduree’si denebilir. 1800’li yıllardan beri hizmet veren bir pastane, tatlıları ve kahveleriyle Viyana’nın mihenk taşlarından biri. Elmalı Strudel (Apfel Strudel diye geçiyor) buranın imza lezzeti. İnce bir hamura sarılmış ve üzeri pudra şekeri ile tatlandırılmış pastanın içi tamamen pişmiş elmadan meydana geliyor. Bana göre biraz tatlı, biraz ekşi haliyle denemeye değer lezzetlerden biri... Fiyatı: 4 Euro.

Olmazsa olmaz tatlardan bir diğeri ise Krapfen. Bildiğiniz donut’ın üç dört katı büyüklüğünde olan, yumuşacık, içinden marmelat ve türevi tatların fışkırdığı bu çörekler; özellikle Aralık ayında kurulan Noel Pazarları’nın vazgeçilmez lezzeti. Eğer diğer aylarda Viyana’da bulunuyorsanız Krapfen’i yemeniz gereken adres Gröissback. Fiyatı ise 3.50 Euro.

Viyana’nın her köşesinde Kosova, Bosna asıllı kişiler size yaklaşıyor ve bir klasik müzik konserine ya da operaya gitmek ister misiniz diye soruyor. Siz de haliyle hangisine gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Ama bu konserler biraz turistik cinsten olanlar. Sundukları 40 Euro’luk bir konser biletiyle sakın iyi bir şey izlemeyi beklemeyin Viyana’da. Şehir merkezindeki turist bilgilendirme ofisine gidip, kaliteli etkinlikleri öğrenebilir; ardından internetten biletlerinizi alarak gerçek bir opera keyfi yaşayabilirsiniz. Şık giyinmeyi sakın ama sakın unutmayın.

1516 Brewing Company, keyifli bir ambiyansta arkadaşlarınızla iyi vakit geçirebileceğiniz, lezzetli atıştırmalıklar yiyip, iyi ev yapımı biralar içebileceğiniz bir mekan. Instagram’da en çok adı geçen Viyana tavsiyelerinden biri aynı zamanda. Akşam vakitlerinde gitmenizi şiddetle önerdiğim 1516 Brewing Company’de, 1,5 litrelik “Black and Tan” birası tüm masanın menüdeki en büyük favorisiydi. Fiyatı: 11.50 Euro.

Belediye Sarayı’nın hemen yanında yer alan Café Landtmann, Viyana’nın en şık kafelerinden biri. Oldukça kaliteli bir kitlenin gitmeyi tercih ettiği mekan, enfes pastalarıyla ön plana çıkıyor. Biz aslında buraya iyi bir kahvaltı yapmak için gittik ama finalde kendimizi “Mont Blanc” adındaki muazzam pastayı çılgınlar gibi tüketirken bulduk. İçi vişneli, dışı kestaneli Mont Blanc’ın fiyatı 5 Euro.

Avrupa’da hepimizin en zorlandığı konu iyi kahvaltı yapacak bir mekan bulabilmek. Menemenli, kuymaklı, zeytinli ve bol peynir çeşitlerinin yer aldığı Türk kahvaltısının muadili bir kahvaltı kültürü dünyanın başka hiçbir yerinde olmadığı için hepimizin durumu kruvasan, peynir ve kahveden öteye geçemiyor yurtdışında. Bu durum Viyana için geçerli değil tabii ki. Yüksek sütunların ve dev varaklı avizelerin altında, saray gibi bir ambiyansta iyi bir kahvaltı yapabileceğiniz en doğru adres Café Central. Menüdeki adıyla “Scrambled Egg with Smoked Salmon” (Füme Somonlu Çırpılmış Yumurta), gözünüz kapalı sipariş edebileceğiniz inanılmaz bir lezzet. Café Central’da kişi başı ortalama fiyat 15 Euro.

1685’den beri aynı yerde hizmet veren, Avrupa'ya kahveyi getiren adamın mekanı Daniel Moser’de içtiğimiz Kleiner Moser, normalde espresso bazlı bir kahve ama tabanındaki tatlı kısmıyla bambaşka bir lezzete dönüşmüş. Fiyatı: 2.60 Euro. Mekana gittiğinizde güler yüzlü ve fazla ilgili Selçuk'a mutlaka selam söyleyin benden.

Kartofellpuffer, Potato Chips, Kestane ve tabii ki Hot Dog. Her memlekette olduğu gibi Viyana’da da birçok sokak lezzeti mevcut. Ama bunlardan en öne çıkanı kesinlikle Kartofellpuffer. Tam Türkçe karşılığını bilmiyorum ama yuvarlak bir patates diliminin fırınlanıp tuz ve sarımsakla lezzetlendirildiğini düşünün. Gördüğüm her yerde bir tane alıp yedim mutlaka. Bağımlılık yaptığı kesin bilgidir. Fiyatı ise ortalama 2 Euro.

Her şehrin turistik, uğramazsanız gitmiş sayılmayacağınız mekanları vardır. Café Mozart’ta Viyana’da tam olarak bu bahsettiğim konuya karşılık geliyor. Café Mozart, 1794’de Mozart’ın ölümünden hemen sonra açılmış. Viyana Opera binasının arkasında yer alan ve çok şık bir dekora sahip mekânın mus çikolata ile hazırlanan Mozart Torte’si kafenin en özel lezzeti bana göre. Peynirli Elmalı Strudel ise tercih edilebilecek lezzetlerden bir diğeri.

 

Viyana’nın önemli saraylarından Belvedere, şehrin biraz dışında kalsa da kesinlikle görülmeye değer yerlerden biri. 2. Dünya Savaşı sırasında Avusturya’ya özgürlük kapılarını açan antlaşmanın imzalandığı bu sarayda Yukarı Belvedere ve Aşağı Belvedere olmak üzere toplam iki bölüm bulunuyor. Yukarı Belvedere Sarayı’nda daha çok kalıcı eserler sergilenirken Aşağı Belvedere Sarayı’nda ise geçici eserler sergileniyor. Saray içerisinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Giriş ücreti Yukarı Belvedere için 14 Euro iken, Aşağı Belvedere için 12 Euro.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.
ÜYE GİRİŞİ
ÜYELİK FORMU
BUSE TERİM ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR
Önceki ve Sonraki
Haberler