İYİ HİSSET - SAĞLIK

Çocuklarda besin alerjisine dikkat

Çocuklarda sıkça yaşanan sağlık problemlerinden besin alerjisi özellikle bebeklerde ek gıdaya geçildiği dönemde belirtilerini gösteriyor. Alerji nasıl anlaşılır, hangi besinler dikkatli tüketilmelidir sorularınızın cevabı yazımızda.

profil
BT Ekip
14.12.2016
Çocuklarda besin alerjisine dikkat

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzman Doktor Süha Ünüvar, besin alerjisi hakkında merak edilenleri anlattı.

Çocuklarda görülen besin alerjisi, çoğu kişide bir soruna sebep olmayan bazı besin maddelerine karşı vücudun aşırı tepki göstermesi olarak açıklanabilir. Genel olarak ilk 3 yaşta ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Alerjinin ilk safhalarında cilt kuruluğu, yanaklarda pütürleşme ve döküntü gibi reaksiyonlar görülebilir. İlerleyen dönemlerde ise kusma ya da ishal olarak kendini gösterebilir.

Bebekler yüksek risk grubunda

Besin alerjilerinin ana nedeni, çocukların genetik alerjik özelliği taşımalarıdır. Ailedeki yatkınlık, çocuğu da etkileyebilir. Aile içerisinde anne, baba ya da kardeşlerinde bronşiyal astım, atopik dermatit, alerjik rinit veya besin alerjisi gibi alerjik etiyolojiye bağlı hastalıklar görülen bebekler, besin alerjisi bakımından yüksek risk grubunda değerlendirilir. Risk grubunda bulunan bu bebeklere gereken tanının konabilmesi, tedavi yöntemlerinin belirlenmesinde büyük önem taşır.

Bu besinlere dikkat!

Besin alerjileri bebeklerdeki en yaygın rahatsızlıklardan biridir. Öyle ki; yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerde de alerji görülebilir. Bu bebekler, anne sütünde bulunan bir maddeye dahi reaksiyon gösterebilir. Çocuklarda besin alerjisine neden olan yiyeceklerin başında fıstık, fındık, ceviz gibi kuruyemişler gelmektedir. Kuruyemişlerin yanında inek ve diğer hayvanların sütleri, yumurta, balık, baharatlar, çikolata, kakao, ıstakoz, çilek, mandalina, domates, mayalar da risk barındıran diğer besin maddelerindendir. Ayrıca sitrik asit, azo boyaları, benzoik asit gibi maddeler içeren yiyecek ve içeceklere de dikkat edilmesi gerekmektedir. Kişiye göre değişen birçok yiyecek de besin alerjisine neden olabilir.

İlaçlar da alerjik tepkimelere yol açabilir

Besin maddelerinin yanında penisilinler, kükürt, sakinleştiriciler (sedatifler), ağrı kesici ateş düşürücüler (analjezikler), kabızlık gidericiler (laksatifler), hormonlar, idrar söktürücüler (diüretikler) ve aspirin gibi ilaçlar da alerjiyi tetikleyebilir. Alerji yapan besinleri tüketmek dışında alerjene temas etmek de alerjiye zemin hazırlayabilir.

Besin alerjisi nasıl anlaşılır?

Besin alerjisi hafiften ağıra doğru bir ilerleme gösterir. Sebebi anlaşılamayan kusmalar ve kabızlık temel belirtiler olarak değerlendirilir. Belirti olarak kaşıntı, vücutta kızarıklık, deri kabarıklıkları, dudak, gözler, kulaklar ve eklemlerde şişkinlikler, yüksek ateş, nefes borusunun daralması sonucu ortaya çıkan yutkunma zorluğu, daralma ilerlerse boğulma hissi, tansiyon düşmesi, baygınlık ve şok geçirme de görülebilir. Ayrıca bebeklerde yaşanabilen 3 haftadan uzun süren şiddetli gaz sancısı da besin alerjisini işaret ediyor olabilir. Besin alerjisinden şüphe edilmesi için saydığımız bu belirtilerin tamamının gözlemlenmesine gerek yoktur. Herhangi biri dahi akıllara besin alerjisi ihtimalini getirmelidir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise, çocuk herhangi bir besine karşı alerjik tepkime gösteriyorsa, farklı besin türlerine de alerji geliştirebilir.

Alerjen besinlerin azı da çoğu da zarar verebilir

Çocuğun alerjik tepki gösterdiği gözlemlendiğinde öncelikle alerjen madde ile temas tamamen kesilmelidir. Çocuk, yaşamın ilerleyen dönemlerinde de bu maddelerden kaçınmaya özen göstermelidir. Ayrıca bu alerjen madde ya da besinlerin azı ya da çoğu arasında hiçbir fark yoktur. Çok küçük veya zarar vermeyeceği tahmin edilen miktarlardaki besinlerin çocuğa verilmesi dahi alerjik tablolar ortaya çıkarabilir. Alerjilerin tedavisi nedene yönelik yapılır. Fakat genellikle kullanılan ilaçlar; kortizonlar, antihistaminikler, acil durumlarda ise adrenalin enjeksiyonlarıdır. Bazen de tehlikeli boyutlara dayanan nefes darlığı gözlemlendiğinde cerrahi girişim gerekebilir.

Önceki ve Sonraki
Haberler