YAŞAM - ANNE - ÇOCUK 5 adımda 2 yaş sendromunun üstesinden gelin Sebepsiz yere ağlıyor ve kendini yerden yere mi atıyor? Üzülmeyin ufaklık sadece 2 yaş sendromunda. Kendilerini ispatlamaya çalıştıkları bu dönemde çocuğunuzla inatlaşmak yerine sabırla yaklaşmayı denemek altın kuralların başında geliyor. 121 PAYLAŞIM
profil
Merve Terim Çetin
15.12.2015
Banner
iStock
2 yaş sendromunu okul yıllarımda ilk dinlediğimde, psikoloji okumayı tercih ederek ne kadar doğru bir iş yaptığımı düşünmüştüm. Ben de bir gün anne olacak, çocuğumdaki bu anlamsız süreci anlamlandırmak için bu bilgilere ihtiyacım olacaktı. O yüzden 2 yaş sendromu konusu önüme her geldiğinde, tüm annelerin bu konuda önceden bilgilendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Çocukların 2 yaş sendromu olarak tanımladığımız 12-36 aylar arasındaki dönemini en az hasarla atlatmak için yapmamız gereken daha sabırlı olarak çocuklarımızı anlamaya çalışmak aslında. Bu dönem onlar için altın çağ! Kendilerini ifade etmeye ve her şeyi anlamlandırmaya çalıştıkları bu dönemin geçici olduğunu kendimize sık sık hatırlatmak, süreci daha sağlıklı geçirmemizi sağlayacaktır.

Peki 2 yaş sendromu belirtileri nelerdir? Birçok farklı belirti olmasına rağmen, anneler arasında en sık duyduğum kesinlikle “kendini yere atma”. Bunun dışında istediklerini ağlayarak dile getirme, çevresindekilere vurma, uykuya geçmede direnme, öfke nöbetleri, olumsuz ifadeler kullanarak itiraz etme, yemek yeme konusunda zorlanma gibi belirtiler de annelerin ortak şikayetleri.

Aslında bu dönemin zor geçmesinin en büyük nedenlerinden biri de biz anneleriz. Bebeklikten çocukluğa adım attığını gördüğümüz miniklere söz geçirmenin daha kolay olacağını düşünerek hareket ediyoruz. Ve biz bu haldeyken, karşımızda dünyayı keşfetmeye ve kendi becerilerini fark etmeye başlayan çocuklarımız ise kendi varlıklarını bize ispatlamaya hazırdırlar. Bu inatlaşmayı sürdürüp zıtlaşırsak bu bir kriz, anlamaya çalışır ve sabırla bir dönem olduğunu ve geçeceğini düşünürsek ise sadece “sendrom” olarak anılarımızda yer alır.

2 yaş sendromuna henüz girmemiş sevgili anneler (çocuklarımızdan çok aslında bu sendroma biz giriyoruz), başınıza geleceklere hazırlıklı olun ve bu dönemi en az hasarlı haliyle atlatın!

* Olumsuz kelimeler kullanmaktan kaçının, “yapma, etme, ağlama, bağırma” gibi kelimeleri aslında onlara biz öğretiyoruz. Tabii ki refleks ile ağzımızdan bu tip olumsuz kelimeler çıkacaktır, ama elimizden geldiğince kullanmamak en sağlıklısı olur.

* Kurallar koyup, onunla inatlaşmak yerine ona özgür bir alan sağlayın. Anneanneye gitmek ister misin sorusuna hayır cevabı aldığınızda, sinirlenip onu mecbur kılmak yerine, neden gitmek istemediğini anlamaya çalışın. Kelime dağarcığı bu yaşta çok da geniş olmayan çocuklarımız aslında hayırdan çok daha fazlasını demek istemiş olabilirler. Yıkıcı olmak kolay, yapıcı olmak ise zor olan, siz zor olanı yapmaya çalışın! Ona alternatifler sunun, mesela anneanneye gitmek yerine istersen parka gidebiliriz, diyebilirsiniz.

* Bu dönemin en büyük özelliklerinden biri de çocuklarda ki fazla enerji! Bu enerjisini atması için ona yardımcı olun ve mutlaka elinizden geldiğince dışarı çıkartın. Hava kötü bugün çıkarmasam daha iyi olur yerine, sıkı sıkı giydirin ve her fırsatta dışarı çıkartın. Kendime anne olmadan önce söz verdiğim en önemli konulardan biri buydu, büyük hava muhalefetleri olmadığı sürece Yaman’ı dışarı çıkarmaya çalışıyorum. Oksijen alarak enerjinin dışarıya bırakılması, gerçekten daha sakin çocuklar olmalarını sağlıyor.

* Yemek yeme konusu, bu yaşlardan en çok inatlaştıkları konulardan biri oluyor. Ve sabrınızın tükendiği noktada, “Yesin de nasıl yerse yesin” diyerek lütfen pes etmeyin. Sırf yemek yemesini sağlamak için arkasından tabak ile koşmayın, hiç açmadığınız televizyonu açmak yerine, yemek yemesi için ısrar etmeyin. Hiçbir çocuk aç kalmayacaktır, sadece o gün için az yemiş olacaktır.

* Bana en çok sorulan sorulardan biri de bu dönemde öfke nöbetlerine giren ve her istediğini ağlayarak yaptırmak isteyen çocuklara nasıl davranılması gerektiği. Kontrollü davranmaya çalışarak, makul bir isteği yok ise yanından uzaklaşıp ağlamasının bitmesini bekleyin. (Biliyorum hiç bitmeyecek gibi duruyor, ama bitecek!) Sakinleştiği zaman ise yanına giderek, neden hayır dediğinizi sebepleri ile anlatıp, ağlayarak her şeyin istediği gibi olamayacağını anlatmak gerekir. Bu dönemde istekler hiç bitmiyor ve hatta gittikçe gerçeklikten de uzaklaşıyor. Yapamayacağınızı söylediğiniz bir şeyin üstüne ona mutlaka alternatif sunun!

Özetle, bu dönem geçici ve hepimizin başına gelecek! Kabullenin, kontrollü olun ve inatlaşmayın. Ama en önemlisi kendinize mutlaka zaman ayırın, 2 yaş sendromunun en önemli yardımcılarından biri de “babalar”. Unutmayın, bu hayat müşterek! 

Yorumlar
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.
ÜYE GİRİŞİ
ÜYELİK FORMU
BUSE TERİM ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR
Önceki ve Sonraki
Haberler